Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2014/4058 E. 2016/4352 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4058
KARAR NO : 2016/4352
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kayden 15.09.1998 doğumlu olup suç tarihinde oniki-onbeş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun, cezalandırılabilmesi için işlediği beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu suçla ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olması gerektiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, 5271 sayılı CMK’nın 62 ilâ 73. maddeleri arasında düzenlenen bilirkişi incelemesine ilişkin hükümlere göre de, hakimin gerekirse bu konuda tam kanaat sahibi olabilmesi için sosyal inceleme raporu ile birlikte adli tıp uzmanı, çocuk psikiyatristi ya da zorunlu hallerde uzman hekimden görüş de alabileceğinin hüküm altına alındığı, mevcut düzenlemeler karşısında alınan raporların bizzat duruşmada yapılan gözlemle birlikte irdelenerek 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesine göre suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğinin belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerekirken, bu konuda sosyal inceleme raporu veya adli tıp uzmanı ya da çocuk psikiyatristinden rapor alınmadan ve gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadan suça sürüklenen çocuk hakkında … Devlet Hastanesinde görevli psikiyatri uzmanınca düzenlenen 12.11.2011 günlü “adı geçenin işlediği iddia edilen suçun farik ve mümeyyizi olduğu tıbbi kanaatine varılmıştır” şeklindeki 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 54. ve 15.07.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 20. maddesi hükümlerine göre düzenlenmiş ve içerik olarak yetersiz raporla yetinilerek yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
Mahkemece yapılan yargılama sırasında suç tarihinde yedi yaşı içerisinde bulunan mağdurun olay nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor aldırılmak üzere sevk edildiği … Üniversitesi Tıp Fakültesinde adli tıp uzmanı bulundurulmaksızın sadece üç çocuk psikiyatri uzmanından oluşan heyetçe düzenlenen 07.03.2012 günlü raporda travma sonrası stres bozukluğu bulguları görülen mağdurun ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi üzerine anılan rapora istinaden suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 103/6. maddesi uygulanmış ise de, Adli Tıp Kurumunun bilinen uygulamalarına göre, mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın cezada arttırım nedeni olabilmesi için, mağdurun çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminden dolayı ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu yada Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden birisine sevk edilerek bu hususta rapor aldırıldıktan sonra suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.