YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3184
KARAR NO : 2016/6201
KARAR TARİHİ : 22.06.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet, reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması
İlk derece mahkemesi tarafından verilen hükümlerin suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 01.06.2016 Çarşamba saat 13:30’a duruşma günü tayin olunarak suça sürüklenen çocuk müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 29.06.2016 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Dairemizin 2016/2186 Esas sırasında kayıtlı … Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2015 gün ve 2015/281 Esas, 2015/310 Karar sayılı dosyası ile bu dosya arasında suç ve sanıklar yönünden fiili ve hukuki bağlantı olduğundan dava evrakı birlikte ele alınarak incelendi;
Suça sürüklenen çocuk hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan dolayı 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanunun 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil kararlardan olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiin anılan hükme ilişkin temyiz istemi aynı Kanunun 264. maddesi hükmüne göre itiraz niteliğinde kabul edilip gerekli karar merciince mahallinde verilmek üzere, incelemenin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulurken doğrudan 5237 sayılı TCK’nın 103/2. maddesi ile temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 103/1-b. maddesi uyarınca cezanın belirlenmesinin ardından aynı Kanunun 103/2. maddesi tatbik edilmek suretiyle kademeli uygulama yapılması ceza miktarı itibariyle sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi yollamasıyla 103/1-b-2-3-a. maddeleri gereğince hükmedilen 24 yıl hapis cezası üzerinden, aynı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapıldığında bulunan 16 yıl hapis cezasının, aynı maddenin son cümlesindeki düzenleme gereği 12 yıldan fazla olamayacağı ve TCK’nın 62. maddesinin de bu ceza üzerinden tatbiki gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması neticesinde fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, anılan hükümdeki TCK’nın 31/3. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan TCK’nın 31/3. maddesi gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ibaresinden sonra “… ve TCK’nın 31/3-son maddesi gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümdeki “13 yıl 4 ay hapis” ibaresinin çıkartılarak yerine ”10 yıl hapis” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
22.06.2016 tarihinde verilen işbu karar 29.06.2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.