YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/30200
KARAR NO : 2016/12155
KARAR TARİHİ : 27.06.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerekçeli kararın sanığın duruşmada bildirdiği ve aynı zamanda adres kayıt sistemindeki adresine usulüne uygun olarak 30.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 21.01.2014 tarihli dilekçesinde kararın kendisine tebliğ edilmediğini, 25.02.2014 havale tarihli temyiz dilekçesinde ise kararın verildiği tarihte askerlik görevini ifa ettiğini ileri sürerek eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunduğu, Kırıkkale Askerlik Şubesi Başkanlığı’nın 20.06.2016 tarihli yazı cevabına göre sanığın 25.07.2013 ile 08.09.2013 tarihleri arasında hava değişiminde olduğu anlaşıldığından, sanığın yerinde olmayan eski hale getirme istemi ile yasal süresinde olmayan temyiz istemlerinin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II- Sanık … hakkında katılan … ve müşteki …’na karşı hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizin incelenmesinde;
Gerekçeli kararın, Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi uyarınca, sanık …’un duruşmada bildirdiği en son adresine tebliğ edilmesi gerekirken, önce cezaevi adresine tebliğe çıkarıldığı, cezaevinin kapanmış olması nedeniyle aynı Kanun’un 21/2. maddesine göre mernis adresine tebliğ edildiği ve yapılan bu işlemin usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın eski hale getirme talebi kabul edilerek ve öğrenme üzerine yaptığı temyizin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
5237 sayılı TCK’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu; bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, sanıkların müşteki …’na ait marketten gece vakti 50 TL para ve 6 paket sigarayı çalmaları biçiminde gerçekleşen olayda, müştekinin yargılama aşamasında işyerindeki dövizlerin çantada bulunduğuna yönelik beyanı da dikkate alındığında, uygulama koşulları oluşmadığı halde, “bakkal dükkanında bir çok satılan malların bulunmasına rağmen sanıkların sadece ihtiyaç kapsamında sigara ve çikolata aldıkları ve kasadan müştekinin anlatımına göre çantada yabancı paralar varken onları almaksızın sadece 50 TL aldıkları” biçimindeki yetersiz gerekçeyle aynı Kanun’un 145. maddesine göre indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III) Sanık … hakkında katılan …’e karşı hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan hükümler ile müşteki …’na karşı hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizin incelenmesinde;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
5237 sayılı TCK’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu; bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, sanıkların müşteki …’na ait marketten gece vakti 50 TL para ve 6 paket sigarayı çalmaları biçiminde gerçekleşen olayda, müştekinin yargılama aşamasında işyerindeki dövizlerin çantada bulunduğuna yönelik beyanı da dikkate alındığında, uygulama koşulları oluşmadığı halde, “bakkal dükkanında bir çok satılan malların bulunmasına rağmen sanıkların sadece ihtiyaç kapsamında sigara ve çikolata aldıkları ve kasadan müştekinin anlatımına göre çantada yabancı paralar varken onları almaksızın sadece 50 TL aldıkları” biçimindeki yetersiz gerekçeyle aynı Kanun’un 145. maddesine göre indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık ile temyiz dışı sanık …’ın gece vakti katılan …’e ait muhasebe bürosu ile müşteki …’na ait markete girmeleri biçimindeki eylemlerinin TCK’nın 116/2-4 maddesinde düzenlenen işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uygulama maddesinin 116/1-4 olarak gösterilmesi cezanın doğru belirlenmiş olması nedeniyle bozma nedeni yapılmamış; gerekçeli karar başlığında konut dokunulmazlığını bozma olarak gösterilen suç isminin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 12.09.2007 gün ve 2007/135 – 341 sayılı kararındaki mahkûmiyetine konu suçu 18 yaşından küçük iken işlemesi nedeniyle TCK’nın 58/5. maddesi uyarınca; İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2011 gün ve 2011/2-594 sayılı ilamında kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından hükmedilen para cezalarının ise miktar itibariyle kesin nitelikte olduklarından tekerrüre esas alınamayacağı anlaşılmakla, adli sicil kaydında başkaca tekererrüre esas nitelikte sabıkası bulunmaması nedeniyle sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hükümdeki TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılmasına karar verilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV) Sanıklar … ve … hakkında yukarıdaki onama ve düzeltilerek onama kararları ile incelenen hükümler dışında kalan hükümlere yönelik temyizin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında müşteki …’a yönelik mala zarar verme suçunu işledikleri iddiasıyla dava açılmadığı gibi kurulmuş bir hüküm de bulunmadığından tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma düşüncesine katılınmamıştır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1) Sanık … hakkında müşteki …’a yönelik işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hüküm yönünden; 5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında kurulabileceğinin düzenlenmesi karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı; bu itibarla sanık … hakkında iddianame içeriğine göre müşteki …’a karşı eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı ancak işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden ve anılan suçtan dava açılması sağlanmadan, sanığa ek savunma verilmesi ile yetinilerek yazılı şekilde işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
2) Sanıklar hakkında müşteki …’a yönelik hırsızlık ve sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümler yönünden; sanık … ile temyiz dışı sanık …’ın olayın meydana geldiği sırada uyuşturucu etkisi altında olduklarından bir şey hatırlamadıklarını beyan ettikleri, sanık …’un müşteki …’ın kullanımındaki muhtarlık bürosunda gerçekleşen eyleme ilişkin herhangi bir beyanının olmadığı, olay yerinde de herhangi bir delilin ele geçmediği anlaşılmakla, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğu denetime imkân verecek şekilde gerekçeli kararda gösterilmeden yazılı şekilde sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
3) Sanık … bakımından müştekiler … ve …’na yönlik mala zarar verme suçundan kurulan hükümler ve kabule göre de müşteki …’a yönelik işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hüküm yönünden; gerekçeli kararda “Sanıklardan …’un sanıkların samimi itiraflarına göre hırsızlık eylemlerini gerçekleştirdikleri sırada araçta beklediği ve sadece gözcülük yaptığı, sanık …’un iş yerlerine girdiği ve mala zarar verdiği yönünde başkaca bir delil elde edilemediği, iddianamelerde de sanık … yönünden kamu davası açılmamış olması nedeniyle iş yeri konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden cezalandırılması yoluna gidilmemiştir.” denildiği halde, kısa karar ve hükümde sanığın anılan suçundan mahkûmiyetine karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması,
4) Sanıklar hakkında müştekiler …’na yönelik mala zarar verme suçundan kurulan hükümler yönünden; müşteki …’nun marketinde meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin düzenlenen 27.11.2011 tarihli olay yeni inceleme raporunda pimapen kapının alet yardımıyla kilit hizasından zorlanarak açıldığının belirtilmesi ve kapıda zarar oluştuğuna ilişkin tespitin bulunmaması, müştekinin de 28.12.2011 tarihli duruşmada kapıda zarar olmadığını ve halen kilitlendiğini beyan etmesi karşısında, mala zarar verme suçuna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu denetime imkân verecek şekilde gerekçeli kararda açıklanıp gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
5) Kabule göre de;
a) Sanıkların müşteki …’a ait muhtarlık bürosuna girerek hırsızlığa teşebbüs etmeleri biçimindeki eylemlerinin, TCK’nın 142/1-a maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, uygulama maddesinin aynı Kanun’un 142/1-a-b maddeleri olarak gösterilmesi,
b) Sanık …’ün, müşteki …’a ait muhtarlık bürosuna girmesi biçimindeki eyleminin, TCK’nın 116/2-4 maddesinde düzenlenen işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturduğu gözetilmeden uygulama maddesinin 116/1-4 olarak gösterilmesi ve gerekçeli kararda suç isminin konut dokunulmazlığını bozma olarak yazılması,
6) Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 12.09.2007 gün ve 2007/135 – 341 sayılı kararındaki mahkûmiyetine konu suçu 18 yaşından küçük iken işlemesi nedeniyle TCK’nın 58/5. maddesi uyarınca; İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2011 gün ve 2011/2-594 sayılı ilamında kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından hükmedilen para cezalarının ise miktar itibariyle kesin nitelikte olduklarından tekerrüre esas alınamayacağı anlaşılmakla, adli sicil kaydında başkaca tekererrüre esas nitelikte sabıkası bulunmaması nedeniyle sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 27/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.