Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/16124 E. 2016/8160 K. 09.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16124
KARAR NO : 2016/8160
KARAR TARİHİ : 09.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.01.1989 tarihinden 2000 yılı sonuna kadar davalı işverenler nezdinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddine dair karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına 01.12.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin 8012 sicil numaralı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı unvanlı işyerinden 18.12.1990 tarihinde kuruma intikal ettiği,davacının hizmetlerinin 10.12.1990-20.06.1991 ve 01.10.1991-01.04.1992 tarihleri arasında 8012 sicil numaralı Sosyal Yardımlaşma Vakfından bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden yazılı hak düşürücü sürenin, yönetmelikte belirtilen belgeleri işveren tarafından Kuruma verilmeyen sigortalıları kapsamakta olduğu, işe giriş bildirgesi verilmiş sigortalılar yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceği anlaşılmaktadır. Yargıtay HGK’nun 03.03.2004 tarih 2004/21-139 Esas-117 Karar ve 05.02.2003 tarih 2003/10-7 Esas-53 Karar sayılı ilamları da bu yönlere işaret etmektedir.
…/…
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu ve diğerleri şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Somut olayda, davacının belirtilen tarih aralığında kesintisiz çalıştığını iddia ettiği ve uyuşmazlık konusu dönemde bir kısım hizmetlerinin davalı işyerinden kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, işin esasına girilerek, ihtilaflı süreye ilişkin dönem bordrolarında kayıtlı bordro tanıklarını saptayarak bunların bilgilerine başvurmak, davacının çalışma süresi ve niteliği ,okulun kapalı olduğu yaz aylarında çalışıp çalışmadığı, çalışmasının tam olarak nerede geçtiği yönünde beyanlarını almak, bunun dışında davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü Kozluk Bölge Yatılı Ortaokulunda veya Sosyal Yardımlaşma Vakfında ihtilaflı dönemde görev yapan,müdür,amir,yönetici,öğretmen gibi kişileri tespit ederek davacının çalışmasının niteliği,süresi ,gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.