Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12797 E. 2016/7855 K. 23.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12797
KARAR NO : 2016/7855
KARAR TARİHİ : 23.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davalı …’in noter, davalı …’ün araç kiralayan kişi olduğunu, dava dışı …e ait aracın araç kiralama işi yapan davalı … tarafından dava dışı .. kiraya verildiğini; malikinin sahte kimliği düzenlenerek, aracın, 09/06/2010 tarihinde davacı şirkete, 14/06/2010 tarihinde de davacı şirket tarafından dava dışı .. satıldığını; gerçek malikin açtığı dava ile sözleşmenin iptalini ve aracın iadesini istediğini; trafik tescil belgesindeki isim ile sunulan kimlik belgesindeki isim başka olduğu halde bu durumu davalı noter ve aracı kiralayan davalının fark etmediğini, dava dışı ..in davacıya açtığı davada 14.500.00 TL’nin ödenmesine, 1.500.00 TL manevi tazminata ve kötü niyet tazminatına karar verildiğini, davacının dava dışı …n ile anlaşarak 23/05/2012 tarihinde 24.600.00 TL ödediğini, davalıların bu ödemeden sorumlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 25.692.95 TL’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı noter … vekili, cevap dilekçesi ile; Yargıtay kararında davacının da kusurlu bulunduğunu, …” isimleri arasında açık bir fark olmadığını, illiyet bağının bulunmadığını, davacının dava dışı kişiye 14.500.00 TL ödediğini, kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne; 14.500.00 TL’nin ödeme tarihi olan 23/05/2012 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı noter … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; noterde düzenlenen araç satış sözleşmesine dayanak belgelerin sahte olması nedeniyle, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan, davalılar noter ile aracı kiraya veren kişinin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Noterlik Kanunu’nun 1.maddesinde; noterliğin bir kamu hizmeti olduğu ve noterin, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdiği belirtilmiştir. Görevi belge ve işlemlere resmîyet kazandırmak olan noterlerin, yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluktur.
Noterlerin yaptıkları hizmet dolayısıyla sorumlulukları, … sayılı Noterlik Kanunu’nun 162.maddesinde hüküm altına alınmış olup, maddeye göre; Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile, noterlerin, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu oldukları, noterin, ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebileceği hükme bağlanmıştır.
Noterlik Kanunu’nun 162.maddesinde kusurdan söz edilmemiş olup, bu özel bir “kusursuz sorumluluk” türüdür. Bu sorumlulukta noterin çalıştırdığı kişilerin hatalı işlemlerinden de noter sorumludur. Sorumluluktan kurtulması için notere bir hukuki yol tanınmamıştır. Bu bakımdan 162.maddedeki düzenleme, ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk niteliğindedir.
Tüm kusursuz sorumluluk hallerinde olduğu gibi zarar gören davacı, davalı noterin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zarar gören davacı yalnızca zararla eylem arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamak zorundadır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur. Buna göre noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak, gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir.
Noterlik Yasası’nın 72/ son maddesi gereğince; Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür. Noterin sahte belgeler ile işlem yapması hatalı ve eksik bir işlemdir.
Somut olayda; dava dışı gerçek malik ….e ait aracın davalı … tarafından dava dışı kişilere kiraya verildiği; aracın, kiralama süresi sonunda teslim edilmediği, sahte belgeler kullanılarak davalı noter …’in hazırladığı 09/06/2010 tarihli sözleşme ile gerçek malik imiş gibi davranan kişi tarafından önce davacı şirkete, sonra 14/06/2010 tarihli yine aynı noter tarafından hazırlanan sözleşme ile davacı tarafından dava dışı …e satıldığı; gerçek malikin davalılar, davacı ve…e açtığı ve kabul edilen sözleşmenin iptali, aracın teslimi ve tazminata ilişkin davada verilen kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay…Hukuk Dairesinin 2011/2046 esas 2012/4233 karar sayılı ve 15/03/2012 tarihli kararında yeralan; “… özellikle her ne kadar mahkemece ..nin iyi niyetli olduğu kabul edilmiş ise de, tescil belgesindeki isim farklılığını satış işlemi sırasında bu davalının da görmesi gerektiği halde bu farklılığa rağmen aracı satın almada kusurlu bulunmasına göre …” gerekçesi nedeni ile olayda davacının da bölüşük kusurunun olduğu; dava dışı.. tarafından davacı aleyhine açılan davada
ise, 14.500.00 TL bedel, 1.500.00 TL manevi tazminat ve kötü niyet tazminatı yönünden davanın kabul edildiği, bu davanın taraflarının aralarında anlaştıkları ve…e davacının 23/05/2012 tarihinde 24.600.00 TL ödediği, ibraname imzaladıkları anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan ve hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ise; davalı noterin tescil belgesi ile sunulan kimlikte yer alan isim farkına..) dikkat etmediğinden, davalı aracı kiraya veren kişinin internet araştırması yapmadan sahte kimlik sunulduğu halde aracı kiraya verdiğinden sorumlu oldukları belirtilmiş; davacı şirketin ise, araç alım satımı ile uğraştığı halde satışa esas belgeleri incelemediğinden bölüşük kusuru olduğu, gördüğü zarardan indirim yapılması gerektiği, davacı araç satış sözleşmesinin iptal edildiğini bildiği halde … hakkında icra takibi yaptığından bu kişiye yaptığı ödemenin yalnızca 14.500.00 TL’si için talepte bulunabileceği, bundan fazla ödemeyi talep edemeyeceği görüşünde bulunulmuştur.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297.maddesinde; Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; davada iki davalı bulunduğu halde mahkemece hüküm altına alınan alacağın “davalıdan” tahsiline karar verildiğinden; hangi davalının aleyhine hüküm oluşturulduğu anlaşılamamaktadır. Bu durum infazda tereddüt yaratacağından verilen karar isabetli bulunmamıştır.
Ayrıca, araç alım satımı işi ile uğraşan davacı şirketin yetkililerinin, satışa esas olan belgeleri incelememeleri, noterde satış işlemi yapılırken kullanılan belgelerdeki farklılığı görmemeleri, kendilerinden beklenen özenli bir araştırma yapmamaları nedeni ile; davacının da bölüşük kusurunun varlığı kabul edilmelidir.
Mahkemece; dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da olayda davacının da kusurunun bulunduğu ayrıntılı olarak anlatıldığı halde, bilirkişi raporunda yer alan bu görüşün neden benimsenmediğinin, bölüşük kusur indiriminin neden yapılmadığının gerekçeleri açıklanmaksızın hüküm oluşturulması da doğru bulunmamış, bu hususlar bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.