YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15195
KARAR NO : 2016/9052
KARAR TARİHİ : 26.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 01.09.2011 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı olay sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine (Her ne kadar davacı dava konusu olayda 01/09/2011 günü davalı şirkette şoför olarak çalışırken yolculardan birinin saldırısna maruz kalarak diz kapağının kırılması şekilnde ki olayın iş kasası olduğu iddia edilse de, mahkememiz kusur konusunrda ki bilirkişi mütalaasının görüşünün aksine bu olayda davalı şirketin herhangi bir k usurunun olmadığını, asayiş ve güvenlik ve emniyet konusunda şe hirlerde iş içleri bakanlığına bağlı emniyet güçlerinin yetkili ve sorumlu olduğunu pratik olarak işverenlerin her çalışanın yanına saldırıya uğramaması için ayrıca özel güvenlik görevlisi tayin etmesinin imkansız olduğu, olayın bir iş kazası olmadığının, asayiş meselesi olduğunu, davacının bu yaralanmadan dolayı müracaatının dizini kıran kendine darbe uygulayan insana karşı tevcih etmesi gerektiği gerekçesiyle) karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davaya konu olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, ve yine Kurum tarafından davacıda meydana gelen sürekli işgöremezlik derecesinin % 11,1 olduğu, davacıya 01.09.2011-25.02.2012 tarihleri aralığında 178 gün karşılığı olarak 3.240,14 TL geçicic iş göremezlik ödeneği ödendiği, 10.12.2014 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalı işverene kural olarak çalışanların ve de servis hizmeti yapanların iş sağlığı ve iş güvenliği hususlarında, ayrıca da herhangi bir kavgaya karışmamaları ya da saldırıya maruz kalmamaları için, müşteri ya da yolcularla nasıl iyi diyalog kurmaları gerektiği hususlarında eğitim yapılmadığı gerekçesiyle % 30 oranında kusur izafe edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller başlıklı 266. maddesinde Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Şüphesiz meydana gelen bir olayın iş kazası olup olmadığı, iş kazası ise olayın meydana gelmesinde etkili olan kişilerin hangi oranda sorumlu olması gerektiği sorununun çözülmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir haldir. O halde mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı işverene kusur yüklendiği halde bilirkişinin bu görüşünün aksine bir inceleme yaptırılmadan sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanununun 77 ve devamı maddeleri hükümleri doğrultusunda, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince inceleme yaptırılarak, tarafların kusur ve sorumluluklarının belirlenmesi ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.