Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/8291 E. 2016/9048 K. 26.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8291
KARAR NO : 2016/9048
KARAR TARİHİ : 26.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası nedeniyle sigortalının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 17.03.1992 tarihinde meydana gelen ve davacının %9,3 malüliyeti ile sonuçlanan iş kazasında kazanç kaybının 266.933,69-TL olduğu , kazanç kaybına %9,3 malüliyet oranı uygulandığında 24.824,83-TL kazanç kaybı peşin değeri olup , bu miktara %60 davalı kusuru uygulandığında 14.894,90-TL kusurlu kazanç kaybının bulunduğu, bu miktardan SGK ‘ca davacıya ödenen 3.686,48-TL ilk PSD ‘nin davalı işverenin kusur oranına tekabül eden (%60 ‘ı ) 2.211,88-TL düşüldüğünde , maddi kaybının 12.683,02-TL olduğu sabit olmakla, 12.683,02-TL maddi tazminatın 17.03.1992 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu zararlandırıcı olayın 17.03.1992 tarihinde meydana geldiği, dava tarihinin 03.11.2004 olduğu, Mahkemece verilen 14.11.2005 tarihli kesin hüküm nedeniyle davanın reddine ilişkin hükmün Dairemizin 06.04.2006 tarih 2005/979 Esas 2006/3609 karar sayılı ilamıyla “davanın niteliği gözönünde tutularak davacıya iş kazasını ihbar etmesi, meslekte kazanma güç kayıp oranının saptanması ve buna bağlı olarak Kurumdan gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurması ve giderek dava açması için önel verilmek olayın iş kazası sayılması halinde davacıda maluliyetin oluşup oluşmadığ, oluşmuş ise bu maluliyetin hangi tarihten geçerli olduğu, keza davacının maluliyetine yol açan arızaların değişen ve gelişen bir durumu oluşturup oluşturmadığı saptanmak ve davalıların zamanaşımı ilk itirazları da buna göre değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, 15.05.2014 tarihinde dava değerinin ıslah edildiği, Kurumun davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesini % 18 olarak belirlediği ve sürekli iş göremezlik durumuna girme tarinin 17.06.1992 olarak kabul edildiği, SSYSK’nın da aynı oranın kabul edildiği, tarafların itirazı üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun maluliyeti % 9,3 olarak belirlediği ve olay tarihi takiben iyileşme süresinin altı aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, Adli Tıp Genel Kurulunca verilen kararın da bu 3. İhtisas Kurulunca verilen kararla aynı doğrultu da olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık bu tür davalarda T.B.K’ nın 146.maddesi (B.K.’nun 125.md) gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır. Bu nedenle davalı tarafça süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı def’i nin kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 26.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verild.