Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/2276 E. 2016/8772 K. 24.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2276
KARAR NO : 2016/8772
KARAR TARİHİ : 24.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaliyle taşıtı üzerine konan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin asıl ve birleşen davaların reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1- Ödeme emrinin iptaline yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesi;
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü yer almaktadır. Mevzuat hükümlerine aykırı olarak usulsüz tebliğ halinde ise, tebligat gerçekleşmemiş sayılmaktadır.
Eldeki davada, haczin dayanağı 2009/14068 takip dosya numaralı ödeme emrinin, davacının işyerinin bulunuğu iş hanının 60-61 numaralı işyeri adresi itibariyle, 24/06/2014 tarihinde davacının çarşıya gittiği belirtilerek aynı işyerinde çalışan olarak tebliğ mazbatasına yazılan . .. isimli kişiye tebliğ edildiği, davacı temyizinde . … isimli kişinin aynı iş hanında 37 numaralı işyerinde ayakkabıcılık yapan bir kişi olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı tüzel kişi olmayıp, gerçek kişi olduğundan; davaya konu ödeme emrinin, işyeri adresine yapılamayacağı, tebligatın davacının bilinen en son adresinde yapılması, bunun mümkün olmaması halinde ise MERNİS kaydındaki adresine tebligat çıkartılması gerekmektedir. Davacıya çıkartılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu ve 08.07.2014 tarihinde açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, davacının ödeme emrinin iptali isteminin hak düşürücü süre içinde ileri sürdüğü kabul edilip, işin esasına girilerek davacının iddiaları hakkında bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Haczin kaldırılmasına yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesi
Dava, haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, haciz dayanağı 2009/14068 takip numaralı ödeme emrinin davacıya usulüne uygun olmaksızın 24/06/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ortağı olduğu ….’nin Kuruma olan prim borcundan dolayı, şirketin malvarlığının bulunmadığı gerekçesiyle davacıya başlatılan takibe göre, davacının sahibi bulunduğu 07 HH 773 plakalı motorsikleti üzerine Kurumun 10/06/2013 tarihli haciz bildirisiyle haciz konulduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesi hükmü gereğince, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Anılan yasa maddesi gereğince, prim borçlarından ötürü borçlu şirketin üst düzey yöneticileri hakkında da aynı borç nedeniyle ödeme emri çıkartılması bu yasa gereğidir.
6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesinde de, ( Değişik madde: 22.07.1998 – 4369/21. m. ) limited şirket ortakları ( Değişik ibare: 04.06.2008 – 5766 S.K./3. m. ) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 – 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 – 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 77. maddesinde “Her türlü menkul mallar cins ve nevileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri haciz zaptında tesbit edilmek suretiyle haczolunur.” denilmiştir.
    Haciz işleminin yapılabilmesi için 6183 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülen bir takip ve usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bir başka ifade ile davacı hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır.
     Somut olayda, takibin 6183 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmediği açıkıtr. 6183 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamısıyla  213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 103. maddesinde ilanen tebligatın hangi hallerde yapılabileceği tahdidi olarak sayılmıştır. Davalı Kurum’un, davacının açık adresini araştırmadan davaya konu ödeme emrini usulsüz bir şekilde davacı ile birlikte aynı işyerinde çalışmadığı anlaşılan kişiye tebliğ ettiği ve ortada tebliğ edilerek kesinleşen bir takip işlemi bile bulunmamasına rağmen, davacıya ait motorsiklet üzerine haciz işlemi uyguladığı anlaşılmaktadır.  Ortada usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilen ödeme emri ile bu ödeme emrine istinaden uygulanan haciz işlemi bulunmadığından, davacıya ait 07 HH 773 plakalı motorsikleti üzerine Kurumun 10/06/2013 tarihli haciz bildirisiyle konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
   

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
  O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.  
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.05.2016 gününde oybirliğiyle  karar verildi. Başkan