YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2682
KARAR NO : 2016/8018
KARAR TARİHİ : 24.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacının davalının oğlu olduğunu, davacının annesi ile davalı olan babasının 2011 yılında boşandıklarını, davacının doğuştan hipotiroid hastası olduğunu, bu nedenle tedavisinin devam ettiğini, annesinin maddi durumunun yetersiz olduğunu, davacının hastalığı nedeniyle iş bulup çalışma imkânının da olmadığını belirterek, davacı lehine aylık 700 TL nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, davacının daha önce kendisinden tazminat alabilmek için özürlü sağlık kurulu raporu almak istediğini, ancak sağlık kurulu tarafından kişinin sağlam olduğu ve isterse çalışabilecek durumda olduğunun belirtildiğini, davacının annesine boşanma kararında hükmedilen aylık 500 TL nafaka ödediğini, bankalara kredi borçları olduğunu, aldığı maaşının ancak kendi ihtiyaçlarını ve borçlarını karşılayabilecek nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; TMK’nun 364. maddesine göre takdir olunan 200 TL yardım nafakasının dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yardım nafakası talebine ilişkindir.
TMK.’nun 328/1.maddesinde; “çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler”,
TMK.’nun 364/1.maddesinde; “herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür”,
TMK.’nun 365/2 maddesinde; “dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir” düzenlemeleri yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği…” vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Somut olayda; davacının troid hastası olup çalışmadığı ve geliri bulunmadığı, oturduğu evde annesi ve kardeşi ile ikamet ettiği; annesinin emekli olup aylık 1.200 TL geliri olduğu; davalının ise öğretmen olup, aylık 2.200 TL geliri olduğu, kirada oturup aylık 350 TL kira ödemesi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan davacıya ait 19 Mayıs Üniversitesi’nin 30.09.2015 tarihli raporunda, davacının yapılan psikametrik test ölçümünde IQ’nun 70-79 arası olup, olması gerekenin bir miktar altında olduğu, bu durumun ise mental reterdasyon sayılmadığı belirtilmiştir.Yine dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamında yer alan tedavi evrakları ile de, davacının tiroid hastalığı nedeniyle tedavisinin devam ettiği ve IQ seviyesinin düşüklüğü nedeniyle de çalışmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının tiroid hastalığı nedeniyle tedavisinin devam ettiği ve IQ seviyesindeki düşüklük nedeniyle çalışma olanağının bulunmadığı da gözetilerek, davacının geçinmesi için gerekli ve nafaka yükümlüsü olan davalı babanın tespit edilen gelir durumuna uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde düşük miktarda nafaka takdir edilmiş olması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.