Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8099 E. 2016/8125 K. 25.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8099
KARAR NO : 2016/8125
KARAR TARİHİ : 25.05.2016

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu, davalı abonenin fiili kullanıcı ile birlikte sorumluluğunun devam ettiğini, borç ödenmeden sözleşmenin feshedilemeyeceğini, abonelik borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz ettiğini belirterek; icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmadaki beyanında; suyu kendisinin kullanmadığını, … isimli kişinin suyu kullandığını, kendisinin abone olmak istediğini, borcu ödeyeceğini belirtmiştir.
Mahkemece; su borcuna rağmen davalının suyu tüketime kapatmadığı, borcu ödemeyen ve suyu kullanan diğer takip yapılan kişiler yönünden açma kapama yaptığı, davalının zararın doğmasına ve artmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında 1973 tarihli abonelik sözleşmesi bulunduğu, aboneliğin sona erdirilmediği, davacı idare tarafından davalı abone ve fiili kullanıcı olduğu belirtilen kişiye karşı abonelik kapsamında ödenmemiş su borcu dayanak yapılarak icra takibi başlatıldığı, davalı abone tarafından fiilen su sarfiyatı yapmadığı, başka bir kişinin kullanımında olduğu belirtilerek takibe itiraz edildiği görülmektedir.
Su abonelik sözleşmesini imzalayan ve aboneliği devam eden abone, tesisatta kullanılan su bakımından davalı idareye karşı sözleşme gereği sorumluluğu bulunmaktadır. Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik su idaresine karşı normal kullanım bedelinden dolayı müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
O halde; mahkemece; aboneliği iptal ettirilmedikçe fiili kullanıcının tüketim bedelinden davalı abonenin de kullananla birlikte müteselsilen sorumlu olacağı gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.