Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/3507 E. 2016/7290 K. 09.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3507
KARAR NO : 2016/7290
KARAR TARİHİ : 09.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların … Aile Mahkemesinin 2012/627 Esas ve 2012/670 Karar sayılı 20/06/2016 tarihli ilamı ile boşandıklarını, tarafların müşterek çocukları olan 27/11/2011 doğumlu…n’ın velayetinin davacı anneye verildiğini, davacının davalı taraf ile boşandıkları sırada çocuğun yaşının küçük olması sebebi ile iştirak nafakası talebinde bulunmadığını, çocuğun özel ana okuluna gittiğini, ihtiyaç ve giderlerinin arttığını, davalının yurtdışında çalıştığını ve maddi durumunun iyi olduğunu belirterek, 6.000 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çocukla ilgilenmediğini, davacının maddi durumunun iyi olduğunu, davalının yurt dışında çalışmasına rağmen gelirinin yüksek olmadığını, talep edilen nafakanın yüksek olduğunu belirterek makul bir nafaka miktarına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık 2.000 TL iştirak nafakasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilnin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise;
TMK.’nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine bırakılan tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Dosyadaki bilgilerden davacı annenin ilaç firmasında genel müdür olduğu, 7.500 TL maaş aldığı, 4 adet taşınmazı olduğu, kira gelirleri olduğu, annesine ait evde kaldığı, davalı babanın yurt dışında sayısal araştırmacı olarak çalıştığı, senelik 135.000 Amerikan doları taban maaşı aldığı, müşterek çocuğun 2011 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ortak çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ve davalı babanın gelir durumları ve davacı annenin de nafakaya katılma yükümlülüğü nazara alındığında; takdir edilen iştirak nafakasının bir miktar fazla olduğu anlaşılmış ve TMK’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine de uygun bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.