Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/9398 E. 2016/6862 K. 02.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9398
KARAR NO : 2016/6862
KARAR TARİHİ : 02.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki ziynet ve çeyiz alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların … 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/499 Esas ve 2003/17 Karar Sayılı ilamı ile boşandıklarını, evlilik birliği kurulurken müvekkilin beraberinde getirdiği çeyiz ve ev eşyalarını … 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/15 D.İş sayılı dosyası ile tespit ettirdiğini, çeyiz ve ev eşyalarının davalıda kaldığını, ayrıca 19 adet 13 gr bilezik, 1 adet gerdanlık, 1 adet bonika marka kol saatten oluşan davacıya ait ziynet eşyalarının da davalıda kaldığını, iade edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere eşyaların bedeli olan 5.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı taraf 20.05.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile 19 adet 13 gr bilezik, 1 adet gerdanlık, 1 adet bonika marka kol saattinden oluşan davacıya ait ziynet eşyalarının aynen iadesine karar verilmesini talep etmiş ve dava dilekçesinde talep ettiği bedeli ıslah ile 31.069 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın MK’nın 178.maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtikten sonra açıldığını, öncelikle davanın MK’nın 178. maddesi uyarınca reddi gerektiğini, … 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/15 D.İş sayılı dosyası ile tespiti yapılan eşyalardan davacıya ait olduğu belirtilen eşyaları teslime hazır olduklarını, ancak diğer eşyalar yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; TMK 178.maddesi gereğince, davacı vekili tarafından açılan davanın boşanma hükmünün kesinleşmesi üzerinden bir yıl geçtikten sonra açıldığı ve zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay…Hukuk Dairesinin, 2010/13132 Esas-4305 Karar sayılı bozma ilamı ile; “davanın MK’nın 178.maddesi gereğince boşanmanın feri olarak nitelenmesi ve zamanaşımı süresinin bir yıl olarak kabulünün doğru olmadığı, davanın istihkak davası niteliğinde olup, mahkemece işin esasına girilerek, tarafların tüm delilleri toplanıp varsa tanıklar dinlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği” belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davacının davasının kısmen kabulü ile bilirkişi …’ın 19/09/2011 tarihli raporunun 1.sayfasındaki (çeyiz ve ev eşyalarını ayrıntılı sayarak)eşyaların değeri olan 1.680 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi ile bilirkişi …’ın raporunun ikinci sayfasında her iki tarafa ait olduğu belirtilerek, ihtilaflı sayılan eşyaların teammül gereği davalıdan alınarak davacıya verilmesi ile davacının ziynet eşyalarına yönelik talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay ….Hukuk Dairesinin, 28/11/2012 gün ve 2012/7650 Esas-2012/15653 Karar sayılı ilamı ile; “Davaya konu eşyaların değerinin dava tarihi itibariyle belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, daha önce 04.02.2005 tarihinde açılan ve taraflarca takipsiz bırakıldığından bahisle açılmamış sayılmasına karar verilen davanın dava tarihine göre alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmediği, ayrıca davacı tarafından … 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/15 D.İş dosyasında tespit edilen eşyalardan, davalıda kaldığını ve kendisine ait olduğunu beyan ettiği çeyiz ve ev eşyalarının değeri talep edilmiş olmasına göre, talep doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, hüküm fıkrasının 2.bendinde belirtilen eşyalara yönelik olarak eşyaların “teammül gereği davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilerek, talep dışında karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, bununla birlikte davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olduğu, bu durum karşısında davacının reddedilen ziynet eşyalarına yönelik, davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulmasının doğru görülmediği” belirtilerek, bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davacının ziynete ilişkin davasının kanıtlanamadığından reddi ile bilirkişi …’ın raporunda nizalı gösterilen eşyalara ilişkin davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, … 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/15 D.İş dosyasında tespit edilen eşyalardan, kendisine ait olup davalıda kaldığını beyan ettiği çeyiz ve ev eşyalarının bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, hükmün (ikinci) 2.bendinde belirtilen çeyiz ve ev eşyaları yönünden, bu eşyaların davalıdan aynen tahsiline şeklinde karar verilmiş olup, davacının temyizi üzerine Yüksek…Hukuk Dairesince hüküm fıkrasının 2.bendinde belirtilen çeyiz ve ev eşyalarının bedeli talep edilmiş olmasına rağmen talep dışına çıkılarak aynen iadesine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulmuştur.
Verilen bu karar davalı yanca temyiz edilmemiş ve mahkemece de bozmaya uyulmuştur.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli Kazanılmış Hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK)
Somut olay değerlendirildiğinde davacı yanın temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı ve mahkemece bu karara uyulması ile davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Ancak, mahkemece bozma ilamının gereği yerine getirilmemiş ve bozmaya uyulmakla doğan kazanılmış hak ilkesi gözardı edilerek uyulan bozma kararı gereği yerine getirilmeden karar verilmiştir.
Ne var ki; mahkemece, Yargıtay…Hukuk Dairesinin, 28/11/2012 gün ve 2012/7650 Esas-2012/15653 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda, ikinci hükmün 2. bendinde belirtilen eşyalar (her iki tarafa ait olduğu belirtilerek, ihtilaflı sayılan eşyalar) yönünden, bu eşyaların bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, nizalı sayılan eşyalar yönünden davanın ispatlanmadığından bahisle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.