Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/19641 E. 2016/14811 K. 21.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19641
KARAR NO : 2016/14811
KARAR TARİHİ : 21.06.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, olumlu yetki tespitinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı sendikanın davacı bankada … yapabilmek için Bakanlık’a yetki tespiti için başvuruda bulunduğunu, başvuru üzerine Bakanlık tarafından Sendikaya yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığına dair tespit yazısı verildiğini, bu tespit yazısının 15.09.2015 tarihinde tebliğ alındığını, ancak bankada çalışan işçilerin % 40’ının üye olma şartının sağlanamadığını, başvuru tarihi itibariyle çalışan sayısının 14.360, üye sayısının 6.962 olarak belirtildiğini, bu rakamların hatalı olup gerçeği yansıtmadığını, yetki şartlarının sendikanın başvuru tarihinin esas alınarak incelenmesi gerektiğini, davalı tarafça üye kayıt listelerinin hatalı olduğu ve gerçeğe uygun tutulmadığının yeniden ikrar edildiğini, ancak davalı tarafından davacıya listede hangi üye bilgilerinin hatalı olduğu, davacının kimden aidat kesip kimden kesmeyeceği hususlarının davalı tarafından davacıya bildirilmediğini, davalı sendika tarafından davacıya başvuru yapıldığı tarih itibariyle aidat kesin…i yapılan üye sayısının 5620 olduğunu, ancak davalı sendikanın üyelik değişikliklerini davacıya bildirmediğini, sendikadan ayrılan ancak davacı bankaya bildirilmeyen üyelerin sayısının yansıtılması halinde …’in çoğunluk şartının gereği olan % 40’ın altında kaldığının anlaşılacağını, bu hali ile başvuru tarihi itibariyle davacı bankada çalışan üye sayısının 6962 olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, davalı sendikanın % 40 çoğunluk şartını sağlayıp sağlamadığının ve üye çalışanları temsilen imzaya yetkili olup olmadığının tespitinin mahkemece araştırılması gereken bir husus olduğunu, davalı sendikanın 2013 Kasım ayı itibariyle uygulanmaya başlanan Sendika üyelik işlemlerinin e-devlet kapısı üzerinden gerçekleştirilmesinden önceki kayıtlarının hukuka uygun tutulmaması ve gerçeğe uygun olmaması gerekçeleri ile Bakanlığın 72693546/103.02-20185 sayı ve 09.09.2015 tarihli yazısındaki yetki tespitinin iptalinin gerektiğini iddia ederek, davalı sendikanın yasanın gerektirdiği çoğunluğa sahip olmadığının tespiti ile …’nın olumlu yetki tespitine ilişkin itirazın kabulü ile olumlu yetki tespitinin iptaline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili, davalı Sendika tarafından davacı Banka ve bağlı işyerlerinde … yapmak için yetki tespiti başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede, 04.09.2015 tarihi itibariyle işyerinde 14.360 işçinin çalıştığı, 6.962 işçinin sendikaya üye olduğu hususlarının tespit edildiğini, bu nedenle dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Sendika vekili ise, açılan davanın kötü niyetli olduğunu, yetki itirazı dilekçesinin görevli makama kayıt ettirilmesinin gerektiğini ve 6 iş günlük süre içerisinde açılmasının esas olduğunu, davanın amacının süre kazanmak ve bilgi toplamak olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların somut ve objektif olmadığını, davacının amacının … sürecini geciktirmek ve süreci uzatmak olduğunu, zira 31.12.2015 tarihinde sona erecek …’in bağıtlanmasının gecikeceğini, yine davanın diğer bir amacının ise kapsam dışı üyelerin isimlerinin öğrenilerek istifa etmelerinin sağlanması olduğunu, bankanın uzun süredir sendikal baskıları artırarak çalışanları istifaya zorladığını, bu amacında da kısmen başarılı olduğunu, kapsam dışı personelin davalı bankada yönetici niteliğini haiz kişiler olduğunu, bu nedenle tehdit ve baskıların da kolay sonuç verme olasılığının bulunduğunu, bu baskılar sonucunda sendika üyeliğinden istifa ettikten sonra, gizlice yeniden üye olanların bulunduğunu, nitekim üyelik aidatı kesilen işçilerin davacı tarafından bilindiğini, sendikanın 04.09.2015 tarihinde Bakanlığa başvurduğunu, Bakanlığın 09.09.2015 tarih 72693546/103.02-20185 sayılı yazısı ile 04.09.2015 tarihi itibariyle çalışan sayısının 14.360 kişi ve sayısının 6.962 olduğunu tespit ettiğini, gerekli % 40 oranının aşılarak yetkili olunduğunun belirtildiğini, bu tespite göre % 48,8 oranı ile sendikanın davacı işyerinde yetki aldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların hiçbirinin bu sayıyı % 40’ın altına düşürecek nitelikte olmadığını, güvenlik görevlilerinin sayısal bir çoğunluk teşkil ettiğini, ancak güvenlik görevlilerinin iş sözleşmelerinin feshinin 7-8 ay önce gerçekleştiğini, bu nedenle zaten listede yer almadıklarını ve çoğunluk tespitinde nazara alınmadıklarını, çoğunluk tespitinin eski yasal düzenlemelerden farklı olarak internet ortamında yapılan kayıtlara dayanılarak yapıldığını, bu nedenle hata olmasının mümkün olmadığını, sendika aidatı kesilen işçi sayısının dava dilekçesinde 5.620 olarak ifade edildiğini, bu sayının dahi % 39,16 ile % 40 sınırında olduğunu, 121 kapsam dışı personelin de üye olması halinde % 40’ın tamamlanmış olacağını bu nedenle, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, sendikanın yetkisiz olduğunun tespiti ancak sendika üye sayısının 5740 üyenin altına düşmesi ve bunun da 1213 işçinin sendika üyesi olmadığının tespiti ile mümkün olacağı, işe giren ve çıkanlar, üyelikten düşenler ve Bakanlık ile Sendika listelerine göre, rapor ile hesaplanan farkın işçi sayısı ve üye sayısı fazlalığı nedeni olabilecek bir fark olduğu, …. T.A.Ş.’de çalışan sayısının 14350, sendika üyesi çalışan sayısının ; 6953 ve üye yüzdesi % 48,45 olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili, seçilen bilirkişinin tarafsız olmadığı gerekçesi ile reddi istendiğini, rapor alınmasının hatalı olduğu, bilirkişi incelemesinin yalnızca davacı tarafından sunulan listeler ile Bakanlık listesinin karşılaştırmasının yapılmasına dayandığını, e-devlet sistemi üzerinden yapılan üyelik işlemlerinin sıhhatli olduğunun kabulünün doğru olmadığını, doğrudan üyelik işlemini kuran kayıtların incelenmesinin gerektiğini, davalı sendikaya hiçbir zaman üyelik başvurusunda bulunmamış olan bazı çalışanların sendikanın ve Bakanlık’ın kayıtlarına göre üye göründüğünü belirterek temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 43. Maddesinde olumlu yetki tespitine itiraz davasıdır.
Öncelikle davacı vekilinin bilirkişinin reddi yönündeki temyizi, 6100 sayılı HMK.’un 272 maddesi yollaması ile 36. Maddedeki nedenler somut olarak ortaya konmadığından ve mahkemece bu yöndeki istemin reddi kararı isabetli olduğundan yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin esas yönelik temyizlerine gelince:
Dosya kapsamından, bilirkişi raporlarında, davacının bizzat kendisinin sunduğu üye listesinin ve…. T.A.Ş. Mensupları…Sandığı Vakfı tarafından gönderilen çalışan listesinin, Bakanlık listesi ile karşılaştırması yapıldığından;
E-Devlet Kapısı, tüm kamu hizmetlerine tek bir noktadan erişim imkânı sağlayan ve şifre ya da elektronik imza gibi kişiye özel giriş metodu ile girilebilen güvenli bir sistem olduğundan ve e-devlet sistemi üzerinden üye olan sendikalı işçilerin isim listesi doğrulama kodları ile birlikte sunulduğundan;
Davacının üyelikleri olmadığını isim olarak belirttiği çalışanların, dosya kapsamındaki Bakanlık listesine göre, sendika üyesi görünmedikleri, yalnızca çalışan olarak bu listede yer aldıklarının anlaşıldığından;
Bilirkişi raporlarında, çok sayıda işçiye dair yapılan incelemelerin bir kısmında, yetki tespiti tarihi itibariyle çalışan/işten ayrılan ve üye olan/olmayan/üyelikten çekilen işçilerin durumlarının, ayrı ayrı belirtilmediği anlaşılsa da, bu eksikliklerin sonuca etkili olmadığı ve bilirkişi raporlarında sonuç olarak davacının itirazlarının karşılandığı anlaşıldığından,
Davacı vekilinin temyizleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.