YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16794
KARAR NO : 2016/14827
KARAR TARİHİ : 21.06.2016
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalı şirketin yurtdışı işlerinde 1986 ile 2006 yılları arasında çalıştığını, iş akdi işverence feshedildiğinden …’ye döndüğünü, davacının son net saat ücretinin 4,00 USD olduğunu, günde üç öğün yemek, yatacak yer, ısıtma ve aydınlanma masrafının şirketçe karşılandığını, tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının müvekkili şirketin yurtdışı şantiyelerinde 17.07.1998-29.09.1998, 02.08.2006-26.10.2006 tarihleri arasında çalıştığını, bu çalışmaların proje bazlı ve dönemsel olduğunu, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, davacının 2,44 USD saat ücreti karşılığı çalıştığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile ihbar tazminatının davalıdan tahsiline, kıdem tazminatı isteminin reddine hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Davalının temyizi yönünden;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre; temyize konu edilen miktar karar tarihi itibariyle 2.190,00 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalının temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca REDDİNE, nisbi temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
2-Davacının temyizi yönünden;
a)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
b)Davacının hesaba esas hizmet süresi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı 1986 – 2006 yılları arasında çalıştığını ileri sürerek talepte bulunmuş, davalı işveren davacının 17/07/1998 – 29/09/1998 ile 02/08/2006 – 26/10/2006 tarihleri arasında çalıştığını savunmuştur.
Mahkemece davacının 17/07/1998 – 29/09/1998, 02/08/2006 – 26/10/2006 tarihleri arasında ….’nın projesinde çalıştığı, 2006 çalışması öncesi çalışmaları ile 2006 çalışması arasında 10 yılı aşkın süre geçmekle 2006 yılı öncesi çalışmalar zamanaşımına uğramış olmakla bu tarihten önceki çalışmaların hesaplamada dikkate alınmaması gerektiği gerekçesiyle davacının hizmet süresi 01/08/2006 – 26/10/2006 tarihleri arasında 2 ay 25 gün olarak kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç hatalıdır.
Dosya içeriğine göre, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacının 13/04/1993 – 09/10/1993 tarihleri arasında 46913 sicil nolu, 14/10/1986 – 25/10/1986 tarihleri arasında ise 16360 sicil nolu işyerinde çalışma kaydının olduğu görülmüştür. Yine dosya içeriğine göre 46913 sicil nolu işyerinin ….Fab. Inş.), 16360 sicil nolu işyerinin ise … Santral İnş. olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Çözülmesi gereken öncelikli sorun davacının hizmet süresi yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının 2006 yılından önceki çalışmaları zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle hesap dışı bırakılmış ise de, davacının önceki çalışması sonrasında 10 yılı aşan ara dönemi bulunmadığından 2006 yılından önceki çalışmaların kıdem tazminatı açısından zamanaşımına uğradığının kabulü isabetsizdir.
c)Diğer yandan davacının 13/04/1993 – 09/10/1993 tarihleri arasındaki 46913 sicil nolu işyerinden bildirilen çalışmasının davalı yanında geçtiği dosya içeriği ile sabittir. Bu çalışmanın hesap dışı bırakılması hatalıdır.
16360 sicil nolu işyerinden bildirilen 14/10/1986 – 25/10/1986 tarihleri arasındaki çalışma süresi yönünde ise davalının …….. adresindeki doğalgaz santral inşaatı yapım işini üstlenip üstlenmediği araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu konuda eksik inceleme ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 21/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.