YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13851
KARAR NO : 2016/7770
KARAR TARİHİ : 02.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, hizmetlerinin ve yaşlılık aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin ve sataşmasının iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde terditli olarak yaşlılık aylığının Kurum tarafından kesildiği ayı takip eden aybaşı itibariyle aralıksız devam ettirilmesi gerektiğinin tespitine, bu talebin de kabul edilmemesi halinde yaşlılık aylığının dava tarihinden itibaren devam etmesi gerektiğinin tespitine ve ayrıca dava tarihine kadar ödenmiş olup da yersiz ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylıkların iadesinin istenmesine yönelik Kurum işleminin de iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 07/01/2009-23/04/2012 tarihleri çalışmaları fiili olmadığı gerekçesiyle iptal eden ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığını ortadan kaldıran Kurum iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 01/05/2012 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanan davacıya 07/01/2009-23/04/2012 tarihleri arası … İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ait işyerinden yapılan 1188 gün bildirimin, Kurum kontrol görevlileri tarafından, şirkete ait işyerinde yapılan incelemede, fiili olmadığı gerekçesiyle iptal edilerek bağlanan aylığın kesildiği görülmektedir.
Kurum görevlileri tarafından düzenlenen sözkonusu rapora göre, ilgili şirkete ait işyerinden bildirilen sigortalı sayısının çok fazla artış göstermesi üzerine inceleme başlatıldığı, fiili denetim sırasında beyanda bulunan şirket ortağı … bildirim yapılan şahısların bir çoğunun çalışmadığını, yine diğer ortak… ise, olaydan işyerine Kurum icra memurları geldiğinde haberdar olduklarını, adına bildirim yapılan bir çok kişinin çalışmadığını, işyerinde hiç bayan çalışan olmadığını, bu gerçek dışı bildirimleri kendi şirketlerinin muhasebe işlemlerini yapan…’nün oğlu olan …’nün yaptığını belirttiği, Kurum görevlilerine yine ilgili şirketten adına bildirim bazı şahıslar beyanlarında, işyerinde çalışmadıklarını, … tarafından para karşılığı sigortalı gösterildiklerini belirttikleri, bazı şahıslar ise çalıştıkları yönünde beyanda bulundukları, şirketin kayıtları incelenerek ve şirket ortakları tarafından liste halinde Kuruma sunulan ve işyerinde çalışmadığı belirtilen şahısların bilgileri karşılaştırılarak davacınında içinde bulunduğu 58 kişinin bildirimlerinin iptal edildiği, öte yandan bildirimleri iptal edilen ve mahkeme huzurunda beyanda bulunan şahıslardan bazıları, davacının işyerinde torna ve montaj işinde çalıştığını, bazıları makinelere malzeme yüklediğini, bazıları ise, getir-götür işini yaptığını belirterek çelişkili beyanda bulundukları, bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanı olan tanıklar ise, davacıyı tanımadıklarını belirttikleri anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 59. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Diğer bir anlatımla; yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir.
Ne var ki, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan tutanaklar ile ifade edilen tutanaklar, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkârına konu olmayan tutanaklardır.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanun’un 92. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, Kurum görevlileri tarafından düzenlenen ve davacının çalışmalarının iptalini içerin sözkonusu rapor, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş görevlileri tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş bir rapor olup, aksi de ispatlanamamıştır. Öte yandan bildirimleri iptal edilen ve mahkeme huzurunda, davacının çalıştığını belirten şahısların kendi beyanları arasındaki çelişkilerle, yine bordro tanıkları ile komşu işyeri tanıklarının, davacıyı tanımadıkları yönündeki beyanları dikkate alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, Kurum görevlilerinin fiili denetimi sırasında işyerinde bulunan ve aynı zamanda şirket ortağı olan … ile diğer ortak …’ın beyanlarını almak, Kurum tarafından bildirimleri iptal edilmeyen ve 07/01/2009 tarihinden önce (davacı adına bildirim yapılmaya başlanan tarih) ilgili şirkete ait işyerinden adına bildirim yapılan ve bu tarihten sonrada bildirimleri devam eden bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, Kurum görevlilerine çalışmadığını belirten şahısların ifadeleri ile aksi ispatlanamayan Kurum raporu da dikkate alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.