YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13089
KARAR NO : 2016/6726
KARAR TARİHİ : 14.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01/03/1981 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirci nedenlere göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait torna atölyesinde 17.01.1983 tarihinden itibaren 8 ay hizmet aktine dayalı sigortalı olarak çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 17.01.1983 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden;davacının 27.01.1966 doğumlu olduğu, 17.01.1983 tarihinde 16 yaşında olduğu, davalı işyeri tarafından davacı adına çırak kaydıyla verilmiş 17.01.1983 tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğu ancak hizmet bildiriminin olmadığı,davacının davalı işyeri ile yaptığı 14.02.1983 tarihli sözleşmeye binaen…Eğitim Merkezine çırak öğrenci olarak kayıt yaptırmış olduğu, kayıtlı tanıklarının davacının çalışmalarının üretime katkıda bulunarak geçtiğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan hizmetin geçtiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 3/II-B maddesine göre “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35’inci maddesi hükümleri uygulanmaz” yine 5.6.1986 tarihli 19.6.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’nun 10.maddesinde “çırak olabilmek için 14 yasını doldurmuş olmak 19 yaşından gün almamış olmak gerektiği”, 13. maddesinde çıraklık sözleşmesinin, çırağın sözleşme süresi içinde reşit olması halinde, çırağın rızası ile devam edeceği, bu Kanunun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile onsekiz yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı, 29.6.2001 tarihli 4702 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki ve uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 14. Maddesindeki düzenleme de ise çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu bildirilmiştir.
Bu davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, hangi durumda gerçek bir çıraklık ilişkisinden söz edileceği noktasında toplanmaktadır. Çıraklık Kanunu’na göre kurulan çıraklık okullarında okuyanlar çırak sayılır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemede, bir başka ifade ile davacının dava konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verirken çıraklık sözleşmesi hükümlerine göre değil, çalışma ilişkisine bakarak bir sonuca varmalıdır. Gerçekten Çıraklık Sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyor ise bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Zira burada gerçekleşen; işçinin emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunmasıdır ki bu da ancak bir hizmet ilişkisi ile söz konusu olur. Kişi Kuruma çırak olarak bildirilmiş ise, çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer.
Somut olaya gelince; mahkemece davacının üretime katıldığından dolayı hizmet aktine dayalı olarak çalıştığının kabulü ile açıklanan şekilde “fiili çalışmanın niteliğinin ve hukuki statüsünün” yöntemince belirlenmeden sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan ve aynı yer çalışanı olduklarını belirten tanıklar davacının üretime yönelik çalıştığını belirtmişler, mahkemece de bu husus hükme hukuki gerekçe olarak kabul edilmiştir. Faaliyet konusu tornacılık olan işyerinde çıraklık eğitiminin ve dolayısıyla da meslek ve sanat öğretilmesinin diğer meslek dallarına göre belli bir deneyim süresi ve yeterlilik gerektirdiği, bunun da çırak statüsündeki davacı sigortalının daha ziyade teorik bilgi ve görgüsünü artırmaya yönelik olarak yürütüldüğü, 16 yaşındaki çocuğun ağır bir işte üretime yönelik olarak çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gözetilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 14.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.