YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14832
KARAR NO : 2016/6389
KARAR TARİHİ : 28.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın savunmasının talimat mahkemesince alındığı, sanığın söz konusu savunmasında kendisine avukat atanmasını talep ettiği, ancak sanığın kendisine baro tarafından atanan zorunlu müdafiinden haberinin olmadığı ve hakkında verilen 04.07.2013 tarihli hükmün de sanığın yokluğunda ve müdafiinin yüzüne karşı verildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 tarih, 2008/9-7 E. 2008/56 K. sayılı kararında belirtilen “Kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar olmadığı durumlarda zorunlu müdafiiye yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz” hükmü gereğince, yokluğunda verilen kararı 31.10.2013 tarihinde tebliğ alan sanığın 01.11.2013 tarihinde yapmış olduğu temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanması sırasında aynı maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarındaki bazı sözcüklerin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının anılan kanun maddesinin 1. fıkrasındaki ”hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak” hükmü gereğince infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 28/04/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.