Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/1011 E. 2016/7538 K. 26.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1011
KARAR NO : 2016/7538
KARAR TARİHİ : 26.04.2016

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı yargı yolu dava şartı yokluğundan usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacılar vekili, davalı TMSF’nin ülkenin tüm bankalarına, tapu sicil müdürlüklerine ve müvekkillerinin varlıklarının bulunabileceği yerlere 27.11.2015 günü, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 13.,62. ve 79. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz uygulandığını belirten yazı gönderdiğini, müvekkillerinin tamamının fona devredilmiş herhangi bir bankanın hissedarı ya da hakim ortağı olmadığı gibi yine yönetimi fona devredilmiş herhangi bir bankadan kredi de kullanmadıklarını, müvekkili gerçek kişilerin kurmuş oldukları kablonet hisselerinin %44’ünün ……. tarafından (AAH) satın alınması karşılığında müvekkillerinin para edindiğini, müvekkili şirketin, kablonete sözleşme karşılığında verdiği hizmet ve işler için kablonetten bedeller tahsil ettiğini, bankadan kredi kullanan ticari şirketlerin yaptırdığı iş ve hizmetin karşılığını ödemesinin hileli bir davranış olmadığı gibi kredi müşterisi olan ticari şirketle iş yapan gerçek ve tüzel kişilerin fon alacağı borçlusu sayılamayacağını, borcun kaynağı ve doğumu açısından da müvekkillerinden dava konusu tutarın talep edilmesinin hukuka uygun olmadığını, somut olayda ihtiyati haczin ve takibin koşullarının oluşmadığını iddia ederek, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece verilen tensip kararıyla, davacıların gerçek ve tüzel kişi tacir olmalarına rağmen, idari bir birim olan TMSF’ye karşı ve dava konusunda TMSF’nin 6183 sayılı Yasaya dayalı olarak yaptığı ihtiyati hacze karşı menfi tespit davası olup, idari bir işlem olan bu işleme karşı hukuka aykırı veya uygun olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin yargı yeri olarak adli yargı değil, idari yargıya ait olduğu gerekçesiyle davanın HMK’nun 114/1-b maddesindeki yargı yolu dava şartı yokluğundan HMK’nun 115/2. maddesi gereğince usulden reddine, davaya bakma görevinin 2577 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca idari yargıya ait olduğuna karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, yerel mahkemenin de açıkça belirttiği gibi İİK’nun 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Anılan yasa hükmü uyarınca açılacak menfi tespit davalarında adli yargı görevli olup, niteliğine göre davada görevli mahkeme asliye hukuk ya da asliye ticaret mahkemesidir. Somut olayda, davanın 6102 sayılı TTK’nun 4. maddesinde belirtilen ticari dava niteliğinde olduğu gözetildiğinde davanın açıldığı asliye ticaret mahkemesi davaya bakmakla görevli olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.