YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2616
KARAR NO : 2016/6956
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların evli olup, ayrı yaşadıklarını, davalının … Aile Mahkemesi’nin 2010/394 Esas sayılı dosyası ile açtığı boşanma davasının mahkemenin 2013/258 Karar sayılı kararı ile reddedilip kesinleştiğini, bu karar ile 18.08.2010 ara karar tarihinden itibaren davacı için aylık 350 TL müşterek çocuk için ise aylık 400 TL olmak üzere toplam 750 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, müşterek çocuğun aradan geçen süre de dikkate alındığında masraflarının arttığını, çocuğunun Güzel Sanatlar Lisesi’nde eğitim gördüğünü, ulaşım vb. masrafları olduğunu, davalının ise … Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştığını ve 2010 yılında aylık net 1.370 TL geliri olduğunu, halihazırda ise aylık 3.000 TL’ye yakın geliri olduğunu, davacının çalışmadığını ve geliri olmadığını belirterek, davacı için hükmedilen aylık 400 TL’lik tedbir nafakasının aylık 900 TL’ye, müşterek çocuk için hükmedilen aylık 350 TL’lik tedbir nafakasının aylık 800 TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının kanser hastası olup, bu nedenle tedavisinin devam ettiğini, talep edilen nafaka artış miktarlarının fahiş olduğunu, davalının kira, ısınma vb.masrafları olduğunu, hastalığı nedeniyle de yüksek miktarda tedavi masrafları olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacı için hükmedilen 350 TL nafakanın tarafların ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak 500 TL’ye yükseltilmesine, küçük Yavuz için hükmedilen iştirak nafakasının da 550 TL’ye yükseltilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (Türk Medeni Kanunu md. 186/son).
Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin “ekonomik güçleri” ile müşterek yaşam sırasında davalının eş ve çocuklarına sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Ayrıca, Türk Medeni Kanunu’nun 327/1.maddesine göre, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından sağlanır.
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (Türk Medeni Kanunu md.328/1).
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir (Türk Medeni Kanunu md.329/1).
Somut olayda; tarafların halen evli oldukları, davalının … Aile Mahkemesi’nin 2010/394 E. 2013/258 K. sayılı dosyası ile açtığı boşanma davasının reddedildiği, davacının açtığı tedbir nafakasına ilişkin … Aile Mahkemesi’nin 2010/590 E. 2010/605 K. sayılı dava dosyasının ise boşanma dava dosyasında birleştirildiği ve davacı için aylık 350 TL,müşterek çocuk için ise aylık 400 TL tedbir nafakasına hükmedildiği kararın boşanma ve nafaka yönünden 14.07.2014 tarihinde kesinleştiği, bu davanın ise 26.01.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar hakkında yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre davacının çalışmadığı, yakınlarına ait evde ikamet ettiği, müşterek çocuğun 16 yaşında olduğu ve Burdur’da okuduğu; davalının ise hastahanede hasta bakıcı olarak çalıştığı, aylık 1.100 TL geliri olduğu, aylık 500 TL kira ödemesi olduğu, üzerine kayıtlı 350 m2’lik bir arsası bulunduğu, kanser hastası olup tedavisinin devam ettiğinin tespit edildiği görülmüştür.
Davalının 2015/06. aya ilişkin maaş bordrosunun incelenmesinde ise, net 1.384,67 TL (döner sermaye katkı payı ile birlikte ) geliri olduğu anlaşılmaktadır.
Yine davalı tarafından dosyaya sunulan kanser tedavisine ilişkin olarak tedavi evrakları ile tedavi masraflarına ilişkin makbuzların incelenmesinde, toplam 22.500 TL civarında tedavi masrafı olduğu anlaşılmaktadır.
Dinlenen davalı tanık beyanları ile de davalının kanser tedavisinin devam ettiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, tedbir nafakasının niteliği, takdir edildiği tarih ile eldeki dava tarihi arasında geçen süre dikkate alındığında, davacı ve müşterek çocuğun geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davacı ve müşterek çocuk lehine daha uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davalının tespit edilen geliri ve dosya kapsamı ile sabit olan hastalığına ilişkin tedavi masrafları da gözetilmek suretiyle davacı ve müşterek çocuk lehine daha uygun miktarda nafaka artışına hükmedilmesi gerekirken, mütenasip olmayacak şekilde fazla miktarda nafaka artışına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.