Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2016/8847 E. 2016/9904 K. 20.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8847
KARAR NO : 2016/9904
KARAR TARİHİ : 20.06.2016

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili dava dilekçesinde, ortak alana el koymanın önlenmesini, zararın giderilmesini ve tazminini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, ayrı ayrı parseller üzerinde kurulu bulunan anataşımazlarda el atmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesi ile zararın giderilmesi ve tazmini istemine ilişkindir.
Davacıya ait 205 ada 42 ve 43 parsellerdeki binaların zemininde bitişik, 42 ve 43 parselde ikişer adet işyeri niteliğindeki bağımsız bölümlerin birleştirilerek tek bağımsız bölüm haline getirilmiş olması, bu bağımsız bölümlerin ayrı parseller üzerinde olduğu gerçeğini değiştirmez ve her bağımsız bölüm hakkında tek ve aynı dilekçe ile dava açılmış olması da sulh hukuk mahkemesini görevli hale getirmez. Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5711 Sayılı Kanunun 22. maddesi ile Kat Mülkiyeti Kanununun 66. ve devamı maddelerinde düzenlenen Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler uyarınca anataşınmazlarda toplu yapı yönetimine geçilmediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığa Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca tayin edilmelidir.
Hukuki uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemelerinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu durumda mahkemece, davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.