YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14231
KARAR NO : 2016/6860
KARAR TARİHİ : 18.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/06/1986-Aralık/2009 tarihleri arası davalı nezdinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01/06/1986-01/01/2005 ve 01/01/2006-25/12/2009 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı beyanında, uyuşmazlık konusu dönemde davalıların ev hizmetlerinde sürekli çalıştığını iddia ettiği, davalı işveren ise, davacının sürekli çalışmadığını haftada veya 15 günde bir defa geldiğini, işyerinin tescilsiz olup, davacı adına işe giriş bildirgesinin verilmediği, herhangi bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafından gösterilen tanık … beyanında, 1983 yılında davalının ailesine ait olan aile şirketi… A.Ş’de, şoför olarak çalışmaya başladığını ve 2010 Mayıs ayında ayrıldığını, davacının kendisinden 3 yıl sonra davalının… de oturduğu yalıda ev işlerinde çalışmaya başladığını, ayrıca kendisinin genelde davalının oğlu olan … ile birlikte çalıştığını,… evinin davalının evine 2-3 bina uzaklıkta olduğunu, ara sıra davalının şoförlüğünü de yaptığını, her gittiğinde davacıyı gördüğünü, davacının gündüzleri çalıştığını ve çalışmanın sürekli olduğunu, ayrıca davalının eşi olan … 2003 yılında vefat ettiğini bu tarihe kadar şirket evraklarını … imzalatmak için haftada 1-2 defa yalıya uğradığını ve her defasında davacıyı gördüğünü, yine haftada veya 15 günde bir davalı ve eşini davetlere giderken şoförlüğünü yaptığını, davacının 2009 yılı sonuna kadar kesintisiz çalıştığını, davalının yaşı gereği merdiven çıkamaması nedeniyle Şişli’deki evine temelli taşındığını davacının ise Şişli’ye gidimediği ve bu nedenle ayrıldığını belirttiği, komşu işyeri tanığı olan … beyanında, 1985-2005 arası Çengelköy’de … ait yalıda çalıştığını, 2005 yılında ayrılıp yine Çengelköy’de restaurat açtığını 2007 yılında restaurantı kapattığını ve tekrar … yanında çalışmaya başladığını, bu süreçte davacı ile 1986 yılında yalıda tanıştığını ve davacının davalı nezdinde çalıştığını, davacının haftanın bir günü hariç diğer günlerde sabahtan akşama kadar çalıştığını belirttiği, tanık … beyanında, davalı nezdinde 2009 yılında çalışmaya başladığını ve işe kendisini davacının aldırdığını belirttiği, tanık … beyanında, 25-30 yıldan beri davalının komşusu olduğunu, bu zaman diliminde bir defa davalının evine gittiğini, davacıyı tanımadığın ancak davalının evinde bir bayanın çalıştığını, isminide … olarak bildiğini, bunu da komşularından duyduğunu belirttiği, diğer davacı tarafından gösterilen tanıklarda davacının 1986-2009 arası çalıştığını belirttikleri, davalı tarafından gösterilen tanıkların bir kısmı, davacının 2003 yılına kadar yani davalının eşinin vefat ettiği tarihe kadar çalıştığını, bir kısım tanıklar ise, çalışmayı doğruladıkları ancak net bir tarih belirtmedikleri, yine davalı tarafından gösterilen tanık … ise beyanında, davalının yeğeni olduğunu, davacının ismini … olarak bildiklerini, davacının 1985-2005 arası davalının evinde temizlik, yemek vs. ev işlerini yaptığını, 2005 yılında annesinin rahatsızlanması üzerine davacının kendileri nezdinde çalışmaya başladığını bu süreçte 1-1,5 yıl veya daha az çalışmış olabileceğini, kendileri nezdinde aralıklı çalıştığını belirttiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece verilen karar, 01/06/1986-01/01/2005 ve 01/01/2006-25/12/2009 tarihleri arası dönem yönünden yerinde ise de, reddedilen bir yıllık (01/01/2005-01/01/2006 arası) süre yönünden hatalı olmuştur. Öte yandan hüküm altına alınan, 01/06/1986-01/01/2005 tarihleri arası dönemin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı hususunun gözetilmediğide görülmektedir. Ancak öncelikle davalı tanığının beyanında geçen ara vermenin olup olmadığı varsa niteliğinin araştırılması gerekmektedir. Her ne kadar davalı tanığı, davacının 1-1,5 yıl veya daha az süreyle, aralıklı olarak kendileri nezdinde çalıştığını beyen etmiş ise de, tarafların durumunu en iyi bilebilecek durumda olan tanık…çalışmanın kesintisiz olduğunu, yine komşu işyeri tanığı ile davalının komşusu olan şahısta, çalışmanın sürekli olduğunu belirtmişlerdir. Dolayısıyla tanık beyanları arasında oluşan bu çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde sonuca gidilmesi yerinde olmamıştır.
Yapılacak iş; öncelikle davacının çalışmaya ara verip vermediğini araştırmak, eğer ara vermiş ise, bu ara vermenin niteliğinin davalı nezdindeki çalışmayı etkileyip etkilemediğini belirlemek, ara verme döneminde part time gelmiş olsa dahi, çalışmanın kesintisiz olma niteliğini ortadan kaldırmayacaktır. Yine davalının bilgisi dahilinde ara vermiş ise, bu sürede sözleşme askıda olacağından hak düşürücü süre de işlemeyecektir. Bu açıklamalar ışığında reddedilen döneme yönelik tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermek, ara verme varsa bu durumun hüküm altına alınan 2005 öncesi çalışmayı etkileyip etkilemediği hususuda gözönünde tutulup davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacı ve davalılardan …’ye iadesine, 18/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.