Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/31192 E. 2016/15274 K. 27.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31192
KARAR NO : 2016/15274
KARAR TARİHİ : 27.06.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş, davacı avukatınca duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili davacı işçinin iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı gibi karşılığı olan ücretlerin de ödenmediğini, ücretinin ödenmediğini, fazla çalışma yapmasına, hafta tatilleri ile ulusal bayram genel tatillerde çalışmasına rağmen karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar yasal süresi içerisinde temyiz etmişlerdir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
İşverenin ücretli ya da ücretsiz olarak izin verdiği bir işçinin, izin süresince işyerine gitmesi beklenemeyeceğinden, bu durumda bir devamsızlıktan söz edilemez. Ancak yıllık izin zamanını belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan, işçinin kendiliğinden ayrılması söz konusu olamaz. İşçinin yıllık iznini kullandığını belirterek işyerine gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık halini oluşturur (Yargıtay 9.HD. 1.7.2008 gün 2007/21656 E, 2008/18647 K.).
İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkânı vermez. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde, işverenin derhal ve haklı nedenle fesih imkânı bulunmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 9.5.2008 gün, 2007/16956 E, 2008/11983 K). İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin tanıklık ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan nedenlerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir.
Devamsızlık süresi, ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda üç işgünü olmadıkça, işverenin haklı fesih imkânı yoktur. Belirtilen işgünlerinde hiç çalışmamış olunması gerekir. Devamsızlık saatlerinin toplanması suretiyle belli bir gün sayısına ulaşılmasıyla işverenin haklı fesih imkânı doğmaz.
Devamsızlık, işçinin işine devam etmemesi halidir. İşyerine gittiği halde iş görme borcunu ifaya hiç başlamayan bir işçi devamsızlıkta bulunmuş sayılmamalıdır. İşçinin yapmakla yükümlü olduğu ödevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi ayrı bir fesih nedeni olup, bu durumda 4857 sayılı Yasanın 25/II-h maddesi uyarınca değerlendirme yapılmalıdır.
Maddede geçen “bir ay” ifadesi takvim ayını değil ilk devamsızlıktan sonra geçecek olan bir ayı ifade eder. İlk devamsızlığın yapıldığı gün ayın kaçıncı günüyse takip eden ayın aynı günü bir aylık süre sona erer. Son ayda ilk devamsızlığının gerçekleştiği günün bulunmaması halinde son ayın son günü bir aylık süre dolmuş olur. Sonraki devamsızlıklar ise takip eden aylık dönemler içinde değerlendirilir.
İşgünü, işçi bakımından çalışılması gereken gün olarak anlaşılmalıdır. İş sözleşmesinde, genel tatil günlerinde çalışılacağına dair bir kural mevcutsa, bu takdirde söz konusu günlerde çalışılmaması da işverene haklı fesih imkânı tanır.
İşyerinde Cumartesi günü iş günü ise belirtilen günde devamsızlık da diğer koşulların varlığı halinde haklı fesih nedenini oluşturabilir (Yargıtay 9.HD. 5.10.2009 gün, 2008/43280 E, 2009/25721 K).
İş sözleşmesinin askıya alınması durumunda, işçinin çalışması gereken günde işe başlamaması da devamsızlık olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9.HD. 25.4.2008 gün, 2007/15152 E, 2008/10326 K.).
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili özetle müvekkili davacı işçinin eşi ile aynı işyerinde çalıştıklarını, davacının eşi kocanın iş akdinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacı işçinin eşi ile birlikte otele ait lojmanda yaşadığını, işverenin lojmanı boşaltmalarını istediğini, iş akdinin bu şekilde feshedildiğini iddia etmiş, davalı vekili ise devamsızlığa tutunmuştur. Dosyada mevcut devamsızlık ve noter tespit tutanaklarının iddia edilen fesih tarihinden sonra düzenlendikleri tartışmasızdır. Yerel Mahkemece davacının eşinin iş akdinin işverence haksız feshedilmesi üzerine eşi olan davacıyı işe göndermediği, tanık beyanlarının da bu yönde olduğu ve iş akdini davacının sonlandırdığı kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmiş ise de bu kabul dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarında bu yönde bir açıklık bulunmamaktadır. Dairemizce aynı gün ve birlikte temyiz incelemesi yapılan İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi’nin 2012/372 Esas sayılı dosyasında da davalı tanığı olarak dinlenen Bahattin’in davacının eşine yönelik olarak “işini yapıyorsan yap, yapmıyorsan git buradan” dendiğini beyan ettiği, tanık Sinan’ın duyuma da dayalı olsa davacının eşine “lojmanı boşalt” dendiğini beyan ettiği görülmektedir. Davacının eşine yönelik bu ifadenin davacının iş akdinin de feshine yönelik bir irade açıklaması olduğu kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
3- 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi uyarınca mahkemece, yargılama sonucunda tüm talepler hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmak zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece davacının hafta tatili ücreti alacağı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece, HMK’nun 297. maddesine muhalefet edilmesi hatalıdır.
4- Hükmedilen alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun kararda belirtilmemesinin HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olup, hükmün infazında tereddüt yaratacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.