Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/14284 E. 2016/6908 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14284
KARAR NO : 2016/6908
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverene ait işyerinde 01/09/2009 tarihinden 22/06/2012 tarihine kadar tam gün esasına göre devam eden hizmetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.09.2009 – 22.06.2012 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.11.2009 – 22.06.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde bildirilen süre dışlanmak suretiyle asgari ücretle kesintisiz çalıştığına karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 1068793 sicil numaralı davalı işyerinin 17.11.2010 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, bu işyerinden davacı adına 19.11.2010 – 22.06.2012 tarihleri arasında kısmi şekilde çalışmaların Kuruma bildirildiği, bildirime uygun şekilde imzalı ücret bordrolarının ve işçi hesap pusulalarının olduğu görülmüştür.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, 13.12.2010 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Kontrol Memuru Raporunda; tescilsiz işyerinde 17.10.2010 tarihinden itibaren işçi çalıştırıldığı, davacının da 19.11.2010 tarihinden itibaren çalıştığının belirtildiği, işyerinde yapılan tespit sonucu tutulan tutanakta çalışanlar arasında davacının da adının olduğu ve davacının davalı işyerinde işe başlangıç tarihinin 19.11.2010 tarihi olduğunun belirtildiği, iş bu tespit tutanağında davacının imzasının olduğu, buna rağmen bu hususta davacının beyanı alınmadan 01.11.2009 tarihinden itibaren hüküm kurulduğu, öte yandan imzalı ücret bordroları ve işçi hesap pusulalarının varlığına rağmen imzalı ücret bordrolarına göre eksik bildirilen aylara ait çalışmaların da tamamlandığı anlaşılmıştır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki bir kısım çalışmaları aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. İmzalı bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde otuz günün altında geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise, eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Davalı işveren tarafından ibraz edilen ücret bordroları ve işçi hesap pusulaları uyarınca davacının çalışmaları eksik bildirildiği halde Mahkemece bu bordrolardaki ve işçi hesap pusulalarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı sorulmadan ve gerekirse imza incelemesi yaptırılmadan 30 güne tamamlayacak şekilde çalışmaya hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca, resen tanık seçilerek beyanı alınmadan davacı tanıklarının beyanları yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve Yasa’ya uygun değildir.
Yapılacak iş; 13.12.2010 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Kontrol Memuru Raporu ekinde yer alan tespit tutanağında davacının başlangıç tarihinin 19.11.2010 tarihi olduğunun belirtilmesi ve bu tutanakta davacının imzası olduğunu göz önünde tutarak bu hususu davacıya açıklattırmak ve davacının beyanına göre gerekirse bu konuda delil toplamak, imzalı ücret bordroları ve işçi hesap pusulalarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığını davacıya sormak, davacının imza inkârı halinde bu ücret bordroları ve/veya işçi hesap pusulalarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığına dair imza incelemesi yaptırmak, imzaların davacının eli ürünü olması halinde ücret bordroları ve/veya işçi hesap pusulalarında yer alan süre kadar çalıştığını kabul ederek hüküm kurmak, aksi halde ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirtmek, ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ a iadesine
19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.