YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1055
KARAR NO : 2016/7254
KARAR TARİHİ : 25.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 22/06/1990 olduğunun tespitiyle diğer hizmetleriyle birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün feri müdahil Kurum ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının sigorta başlangıç tarihinin 22.06.1990 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalı Eskişehir …Müdürlüğü Ağaçlandırma Şefliği’nde çalışması nedeniyle sigorta başlangıç tarihinin 22.06.1990 tarihi olarak tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs. dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesinin verilmediği, davalı Kurumun, davalı adına tescilli 21200 sicil numaralı işyerinin 22.06.1990 tarihinden bugüne kadar ki dönem bordrolarında davacının çalışmalarına rastlanılmadığını bildirdiği, davalı işveren tarafından düzenlenen istihkak bordroları ve diğer evraklarda davalı Kuruma ödenmek üzere prim kesintisine rastlanılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davalı işyerinin dönem bordrolarını getirtmek, dönem bordrolarında davacı adına hizmet bildiriminin yapılmadığı anlaşıldığı takdirde mahkemece tespitine karar verilen 22.06.1990 tarihini takip eden yılbaşından itibaren dava tarihine kadar hak düşürücü sürenin geçmesi sebebi ile davanın reddine karar vermek; davacının tespitini talep ettiği sigorta başlangıç tarihini de kapsar şekilde dönem bordrolarında çalışmalarına rastlanılması halinde bu durumda hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğinden işin esasına girilerek dönem bordrolarında kayıtlı tarafsız tanıklar tespit edilerek bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine 25.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.