Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/13471 E. 2016/7272 K. 25.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13471
KARAR NO : 2016/7272
KARAR TARİHİ : 25.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işyerinde 01.01.1991 tarihinde işe başladığının ve 01.01.1991 – 09.04.1991 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi, bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 10.04.1991 tarih ve 23823 varide sayılı işe giriş bildirgesi ile davacının 01.01.1991 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığının Kuruma bildirildiği, davacının dava konusu edilen dönemde davalı veya başka bir işyerinden hizmet bildiriminin yapılmadığı, davalıya ait özel bina inşaatı işyerinin 15.12.1990-15.08.1991 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, dava konusu döneme ilişkin dönem bordrolarının getirtildiği, davacı tarafından 10.04.1991 tarihli Sigortalı Hesap Fişinin delil olarak dosyaya sunulduğu, davacı tanıkları ve bordro tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 01.01.1991 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak düzenlenerek Kuruma verilmiş olması, davalı işveren tarafından düzenlenen 10.04.1991 tarihli Sigortalı Hesap Fişinin olması, davacı tanıklarının çalışmayı doğrulaması, bordro tanıklarının davacıyı hatırlamamasının davacının çalışmadığı anlamına gelmeyeceği, kaldı ki davalı işveren mirasçılarının da davacı aleyhine bir beyanda bulunmayarak savunma yapmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
25.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.