YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12899
KARAR NO : 2016/7396
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının murisi ile müvekkili davacının ortak tarımsal sulama abonesi olduğunu, murisinin ölümünden sonra davalının bu aboneliği davacı ile birlikte kullandığını ancak ödenmeyen elektrik borçları nedeni ile müvekkiline karşı icra takibi başlatıldığını ve müvekkilinin 26.463,00 TL’Lik tüm borcu ödemek zorunda kaldığını belirterek, bu borçtan davalının payına düşen 13.231,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece, davanın dava ehliyeti yokluğundan dolayı reddine dair verilen hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 04.11.2013 tarih ve 2013/12538 esas, 2013/15144 karar sayılı ilamı ile, “…Somut olayda; davacı …’e ait nüfus kayıt tablosundan 15.10.2012 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davacının ölümü ile vekalet ilişkisi sona erer. Bu durumda vekilin davaya devam edilebilmesi için davacının mirasçıları tarafından kendisine vekaletname verilmesi gerekmektedir. Mahkemece davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi için davacı vekiline kesin süre verilmesi hatalıdır. Yine davacının ölümü ile mirasçıları arasında elbirliği mülkiyeti oluştuğundan aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olup, yargılamaya devam edilebilmesi için, dava dilekçesi ve duruşma gününün murisin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ve 11.452,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara (10.12.2012 tarihli veraset ilamındaki paylar oranında) 1/3 oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müşterek kullanılan tarımsal sulama aboneliğinden kaynaklanan elektrik borcuna dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, (müteveffa) davacı … ile davalının murisi… adına 1575480 no.lu müşterek tarımsal sulama aboneliği bulunduğu, bu abonelikten kaynaklanan ve ödenmeyen elektrik borçları için davacı … ile davalının murisi… (ve kefiller) hakkında… 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/1986 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takip konusu borcun 12.08.2005 ile 12.12.2007 tarihleri arasındaki tüketim dönemini kapsadığı, toplam 26.463,50 TL borcun çeşitli tarihlerde davacı tarafça ödenerek dosya borcunun kapatıldığı dosya içeriği ile anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı taraf adına kayıtlı tarımsal sulama aboneliğini davalı ile birlikte kullandığını iddia etmekte olup, davalı ise 05.08.2011 tarihli keşif tutanağındaki beyanında, kendisinin 2007 yılı mayıs ayına kadar dava konusu abonelikten davacı ile birlikte yararlandığını kabul etmektedir. Dinlenen davalı tanıkları da, davacı ile davalının tarımsal sulama aboneliğini bir süre birlikte kullandıklarını, 2007’den sonra ise ayrıldıklarını duyduklarının beyan etmişlerdir.
Buna göre, tüm dosya kapsamı itibari ile, dava konusu tarımsal sulama aboneliğinin, davalının kabul ettiği 2007 yılı mayıs ayına kadar taraflarca ortak olarak kullanıldığı, bu dönemden sonrası için davalının bu aboneliği kullanmaya devam ettiğinin ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, dava konusu tarımsal sulama aboneliğinden 2007 yılı mayıs ayına kadar yararlanan davalının ancak bu döneme kadar olan borçlardan sorumlu tutulabileceği göz önüne alınarak, bilirkişiden davalının bu döneme kadar sorumlu olduğu gözetilerek borç miktarının tespiti konusunda rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.