Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/13776 E. 2016/7609 K. 12.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13776
KARAR NO : 2016/7609
KARAR TARİHİ : 12.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen 26.04.2016 duruşma günü için tebligat üzerine davalı … vekili Av. … geldi. Davacı ve temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için daha sonraki bir güne bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; 19/08/2003 tarihinde …ilçesi .. Köyüne giden 33 nolu bölmedeki elektrik tellerinin birbirine değip şase yapmasından dolayı çıkan kıvılcımların … yangınına sebebiyet vermesi sonucu .. ve .. nolu fıstık çamı ağaçlandırma sahasında 70 hektarlık fıstık çamı ağacının tamamen yandığını, yangın sonucu davacı kurumun toplam 225.835.651,00 TL zarara uğradığını, davalı kurumların … yangınının çıkmasında ağır kusuru olduğunu ve yangın sonucu meydana gelen zarardan da doğrudan doğruya sorumlu olduğunu,…işletme şefi hakkında… Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/201 Esas sayılı dosyası ile dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu yangına sebebiyet verme suçundan açılmış olan davanın ceza dosyasında mevcut 09/12/2005 tarihli bilirkişi kurulu tarafından verilen raporda yangının…müessesesinin mütemadi kusurundan kaynaklandığının belirtildiğini, mahkemece de bu rapora itibar edilerek sanığın kusurundan bahsedilemeyeceğinden beraatine karar verildiğini, ancak mahkeme kararının gerekçe kısmında yangının hizmet kusurundan doğduğunu tespit ettiğini ve karar altına alındığını,
ayrıca müvekkili olan kurumun davalı kurumlara yangından dolayı meydana gelen zararların ödenmesi için 13/03/2006 tarihinde yazı yazıldığını ancak herhangi bir cevap gelmediğini ileri sürerek, idarenin zararı olan 225.835.651,00 TL (yeni 225.835,65 TL) nin yangın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri dilekçelerinde, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, olayda davacı … idaresinin %30, davalı …’ın ise %70 oranında kusurlu olduğu;bilirkişi heyetince toplam tazminat miktarının 19.08.2003 tarihi itibariyle 252.045,83 TL olduğunun,kusur oranlarına göre bu tazminatın 75.613,75 TL lik kısmından davacı idarenin, 176.432,08 TL lik kısmından ise davalı …’ın sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca davalı …’ın 233 sayılı KHK.’nun 15/1 maddesine göre ayrı bir tüzelkişiliğe sahip olması, ticaret siciline tescilinin yapılıp yöntemince ilan edildiği, gerekçesiyle davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı … yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 176.432,08 TL maddi tazminatın yangın tarihi olan 04.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı …den tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 19.08.2003 tarihinde meydana gelen … yangını neticesinde davacı kurumun uğramış olduğu zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Sıfat, davanın tarafı ile dava konusu hak arasında “hak ilişkisine dayalı bağ” dır. Taraf ve dava ehliyeti; davanın tarafları ile ilgili olduğu halde, sıfat, dava konusu hakka ilişkindir.
Mahkeme önünde, maddi hukuka dayalı hakkına dair uyuşmazlığın çözümünü ve himayesini isteyen kişi davacı, kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişi de davalıdır. Davacı, dava konusu hakkın sahibi, davalı ise hakka uymakla yükümlü olan ve bu hakkı ihlal ettiği düşüncesi ile kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişidir. Bir davada, davacı ve davalı sıfatının kime ait olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Dava dilekçesinde, davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de; hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken kişiler olmadıkları belirlenir ise, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerekir.
Uygulamada sıfat yerine genel olarak “husumet”, davacı bakımından “aktif husumet ehliyeti”, davalı bakımından “pasif husumet ehliyeti” tabirleri kullanılmaktadır.
Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.
Husumet konusu HUMK’un 187. (6100 sayılı HMK’nun 116. maddesinde) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden gözönünde tutulur.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.05.2007 günlü ve 2007/15-296 E. 2007/289 K. sayılı kararı)
Somut olayda, … yangını 19.08.2003 tarihinde meydana gelmiştir.
Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir ise de; haksız fiil nedeniyle verilen zarar olay gününde meydana geldiğinden, hukuki sorunun da olay günündeki koşullara göre çözümlenmesi zorunludur.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalı …’ın Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile kurulup, 01.03.2005 tarihinde ticaret sicil memurluğunca tescil edildiği, davalılar…ile … arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, davaya konu … yangının meydana geldiği tarih ve davalı …’ın kuruluş ve tüzel kişi olduğu tarih üzerinde durulmadan, ayrıca davalılar arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir sözleşmesinin aslı veya onaylı bir suretinin dosya içerisine alınarak,davalı …’ın dava konusu olay nedeniyle husumet ehliyeti hakkında bir araştırma yapılmadan, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden Uedaş’a iadesine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.