Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11633 E. 2016/7468 K. 11.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11633
KARAR NO : 2016/7468
KARAR TARİHİ : 11.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dilekçesi ile; davalının 2/3 oranında hisse sahibi olduğu davaya konu taşınmazı 12.07.2004 tarihinde düzenlenen köy muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından tasdik edilip onaylanan kati satış ve zilyetliğin devri senedi ile 10.000TL bedel ödeyerek satın aldığını, ancak davalıya bugüne kadar söz konusu taşınmazın tapudaki tescilinin adına yapılmasını defalarca söylemesine rağmen tapuda kendi adına devir işlemini gerçekleştirmediğini ve tapuyu kendisine devretmeyeceğini, kendisine satmış olduğu söz konusu taşınmazdaki hissesini çocukları arasında taksim ettiğini beyan ettiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL’nin ödeme tarihi olan 22.07.2004 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş olmasına karşın davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; taraflar arasında yapılan sözleşmeye konu olan taşınmazın tapulu bir taşınmaz olduğu, bu yüzden tarafların imzalamış oldukları sözleşmenin sıhhat şartının eksikliği nedeniyle geçersiz olduğu, geçersiz olan bu sözleşmenin resmi senet hükmünde olmadığı, ancak borcun ispatı yönünden yazılı delil başlangıcı kabul edilebileceği, bu durumda da borcun varlığının tanık beyanları ile desteklenebileceği, her ne kadar davalının sözleşmede belirtilen miktarı nakden aldığı husunda bir beyanı olsa da sözleşmede imzası olan tanık beyanlarında davacının davalıya bu edimi ifa ettiğine yönelik herhangi bir görgü ve bilgilerinin olmadığı, davacının edimi ifa ettiğine yönelik başka bir delil de dosya içine ibraz edemediği gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapuya kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir. (TMK 706, BK 213, Tapu Kanunu 26, Noterlik Kanunu 60.maddesi) Geçersiz olduğu için de, taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Zira, haklı bir sebep olmaksızın mal edinen kimse onu iade ile yükümlüdür.
Somut olayda; satışa konu olan taşınmaz tapulu bir taşınmaz olup, taraflar arasında imzalanan sözleşme resmi şekilde yapılmadığından geçersizdir. Bu nedenle taraflar karşılıklı verdiklerini iade ile yükümlüdür.
Davaya konu 22.07.2004 tarihli harici yazılı sözleşmede davalının ”paramı nakden aldım” şeklinde beyanı bulunduğuna göre, davalı bu parayı almadığını, ancak yazılı delille ispat edebilir. Ne var ki; davalı davaya cevap vermemiş, davaya konu sözleşme altındaki imzayı da inkar etmemiştir.
Bu durumda davacı alıcı; geçersiz sözleşme nedeniyle, satıcıya verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması olup, sebepsiz zenginleşme gereğince verilenlerin iadesi sağlanırken, ödenen paranın ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması, başka bir deyişle denkleştirici … ilkesinin uygulanması gerekir.
Denkleştirici adaleti ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan, başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin, elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Denkleştirici … ilkesi gereğince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Yukarıda açıklananlar ışığında, somut olayda; mahkemece davacının ödediği satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı alım gücü, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak uzman bilirkişi vasıtasıyla hesaplanması sağlanmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.