YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12922
KARAR NO : 2016/7198
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 30.03.2011 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının geçirmiş olduğu 30.03.2011 günlü kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık dava konusu olayın davalı yönünden iş kazası olup olmadığı yönündedir.
İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür davalar 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesinden ( 5510 sayılı Yasa’nın 13.maddesinden ) kaynaklanmaktadır. Anılan maddeye göre, iş kazası, a) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı hemen veya bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır. Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, 1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması, 2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, kurum tarafından düzenlenen 03.02.2011 tarihli raporda, olayın işyerinde ve işverene bağlı olak gerçekleştiğine ilişkin bilgi ve belge olmadığından iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği, mahkemece de davacının davalı …’e ait işyerinde sürekli çalışıp çalışmadığı ve olayın işverene bağlı olarak ve işyerinde gerçekleşip gerçekleşmediği hususları yeteri kadar araştırılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda mahkemece gerçek durumun resen araştırılıp sonuca gidilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece gerçek durum araştırılmalı, işyerine ait bordrolar getirtilerek bordrolarda kayden çalışması geçen ve davacı tarafında da olaydan sonra işyerindeki kanları temizlediği söylenen, Kurum denetimi sırasında da beyanı alınmış olan …’in bilgisine başvurulmalı, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalıştırdıkları kişiler yöntemince belirlenerek dinlenilmeli, özellikle davacının olaydan sonra kendilerinden yardım istediğini ve kendisine yardım ettiğini söylediği kişiler tespit edilmeli ve bu kişilerin beyanları alınmalı, tanık anlatımları arasındaki belirsizlik ve çelişkiler giderilmeli, toplanan kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
21/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.