Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/5131 E. 2016/6696 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5131
KARAR NO : 2016/6696
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, meslek hastalığı nedeniyle meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesindeki artış nedeniyle manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 10.000 TL manevi tazminatın maluliyet artış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak miras hisseleri oranında davacı mirasçılarına verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı vekili tarafından 06.03.2012 tarihinde işbu davanın açıldığı, davacının 19.04.2013 tarihinde vefat ettiği, davacı mirasçılarından… vekaletnamesi dosyaya ibraz edilmiş ise de diğer mirasçıların vekaletnamelerinin ibraz edilemediği, 27.03.2014 tarihli duruşma tutanağına Devrek Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/96 Esas sayılı miras ortaklığına temsilci ataması davasında yargılamanın devam ettiği bilgisinin geçirildiği ancak devam eden bu yargılamanın sonucu araştırılmadan ve böylece taraf teşkili sağlanmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
TMK.nun 28. maddesine göre, ölüm ile kişilik son bulur. Ölü bir kişi herhangi bir hakkın sujesi olamayacağına göre, onun açmış olduğu davaya devam edilemez. Bu şekilde yürütülen bir dava sonunda ölü kişi aleyhine hüküm kurulamaz. Borçlar Kanununun 397. maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur. Somut olayda; ölüm ile vekalet ilişkisi son bulduğu halde davacının mirasçılarından tamamından vekaletname alınmadan ve yöntemince davaya katılmaları sağlanmadan, davaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Yapılacak iş; mahkemece davacı … Taşçı’nın mirasçılarına usulüne uygun olarak tebligat yapmak, mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almalarını sağlamak ve mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa miras şirketine kayyım tayin ettirmek, taraf sıfatı şartı sağlandıktan sonra yargılamaya devam ederek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı mirasçısı … vekilinin ve davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 14/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.