YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18066
KARAR NO : 2016/7184
KARAR TARİHİ : 05.05.2016
Davacılar … ve … ile davalı … aralarındaki vasiyetnamenin tenfizi davasına dair … 11. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 05/03/2015 günlü ve 2015/3 E.-2015/73 K.sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 08/09/2015 günlü ve 2015/8358 E. – 2015/13702 K. sayılı ilama karşı davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların müşterek murisinin 01.01.1999 tarihinde kendisine ait taşınır ve taşınmaz mallar hakkında el yazısıyla vasiyetname düzenlendiğini, tarafların taşınmaz mallar dışında kalan para ve eşyalar hakkında bu vasiyetnameye uygun paylaşım yaptıklarını ancak davalının el yazılı vasiyetnameye aykırı şekilde, vasiyetnamede müvekkillerine bırakılan taşınmazların satışını istediğini, bu nedenle vasiyetnamenin tenfizi ile taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi zarureti doğduğunu belirterek; muris Mulessir tarafından 01.01.1999 tarihinde el yazısı ile tanzim edilmiş olan vasiyetnamenin tenfizi ile … ili, Konak ilçesinde kain 6893 ada, 14 parselde kayıtlı 4 numaralı bağımsız bölüm ile … İli, .. ilçesinde 1795 parselde kayıtlı taşınmazın müvekkili adına, … ili, … ilçesi, 6893 ada, 14 parselde kayıtlı 3 numaralı bağımsız bölümün müvekkili … adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı duruşmadaki beyanında, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; 19.11.2013 tarihli ilamla, davanın vasiyetnamenin tenfizine ilişkin olduğu, vasiyetname olduğu bildirilen belgenin TMK’nın 538.maddesinde düzenlenen el yazılı vasiyetnamenin şekil şartlarını içermediği, sadece “sene 1999 1. ay” yazıldığı, ayrıca altında imza bulunmadığı, vasiyetname olarak düzenlendiğini gösterir ibarenin bulunmadığı, bu nedenle geçerli bir vasiyetname olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın temyiz incelemesi Dairemizce yapılmış, 23.10.2014 tarih, 2014/6060 E.; 2014/14006 K. sayılı ilamla; davaya konu vasiyetnamenin, açılıp, okunduğu, duruşma gününü bildirir tebligatla birlikte davalıya 28.02.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalının, “iptal davası açmaya gerek görmediğini” beyan ettiği, vasiyetnamenin iptal edilinceye kadar geçerli beyanlardan olduğu, vasiyetname, kanunun gösterdiği şekil şartlarına aykırı düzenlense bile iptal edilmedikçe hüküm ifade edeceği, hakimin tenfiz davasında kendiliğinden vasiyetnameyi geçersiz sayamayacağı, iptal sebeplerinin tenfiz davasında tartışılamayacağı, bu nedenle davacıların tenfiz talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davalı tarafından vasiyetnamenin geçersiz olduğunu bildirerek, hükümsüzlük definde bulunmuş ise de; ileri sürülen hükümsüzlük define karşı, davacı açıkça muvafakat etmediğinden dikkate alınamayacak ise de:
Mahkemece; 05.03.2015 tarihli ilamla, davalı vekilinin hükümsüzlük defini ileri sürdüğü gerekçesiyle, belgenin el yazısı ile yazıldığı ancak el yazılı vasiyetnamenin şekil şartlarını içermediği, düzenleme tarihinin yıl, ay ve gün olarak gösterilmediği, sadece “sene 1999 1.ay” yazıldığı, ayrıca altında imza bulunmadığı, vasiyetname olarak düzenlendiğini gösterir bir ibarenin bulunmadığı, bu nedenlerle geçerli bir vasiyetname olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 08.09.2015 tarih, 2015/8358 E., 2015/13702 K. sayılı kararıyla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava; vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
Somut olayda, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında; vasiyetname iptal edilmedikçe, tenfiz davasında hakimin kendiliğinden vasiyetnameyi geçersiz sayamayacağı, vasiyetnamenin iptal sebeplerinin tenfiz davasında tartışılamayacağı gerekçesiyle davacıların tenfiz talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, mahkemece, yazılı gerekçelerle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa; bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi hükmün bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında yeni bir hüküm kuramaz. Zira; bozmaya uyulmakla, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar. Bu ilke, kamu düzeni ile ilgili olup; Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Bu bağlamda; bozmaya uyulmasına rağmen bozmaya uygun inceleme yapılmadığı için hükmün bozulması gerektiği açıktır.
Hal böyle olunca mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, mahkeme kararının, açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken, zuhulen onandığı anlaşılmakla, davacı tarafın bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 08.09.2015 tarih, 2015/8358 E.; 2015/13702 K. sayılı sayılı onama kararının kaldırılarak, … 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.03.2015 tarih, 2015/3 E.; 2015/73 K. sayılı mahkeme kararının yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 05.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.