YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15582
KARAR NO : 2016/7383
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; Müvekkillerinin murisi …’ın vefat etmesi üzerine müvekkilleri …, … ve eşi ..mirasçı olarak kaldığını, .. 2012/1100 Esasında kayıtlı dosya ile murisin… 3. Noterliğinin 22/10/2009 tarih ve 11125 yevmiye nolu vasiyetnamesinin açıldığını, murisin vasiyetnamesinin şekil ve esas yönünden geçersiz olduğunu, murisin vasiyetnamenin yapıldığı tarihte akıl ve ruh sağlığının yerinde olmadığını, vasiyetnameyi bırakan murisin alkol bağımlısı olduğunu ve bu bağımlılığın onun akli melekelerinin zayıflamasına ve ruh sağlığının bozulmasına neden olduğunu, bu nedenle vasiyet edenin vasiyetname tarihinde ehliyetsiz olması nedeniyle vasiyetnamesinin iptal edilmesi gerektiğini, davalının murise ait evin üst katında oturduğunu, murisin kiracısı olduğunu, davalının murisin alkol bağımlısı olmasının yanında, yalnız yaşamasının sağladığı kolaylıktan faydalanarak murisin iradesini kolaylıkla baskı altında tuttuğunu, murisin davalının kendisine ölünceye kadar bakacağına, yardım edeceğine inanarak vasiyetname yaparak hataya düştüğünü, davalının murisin yardıma muhtaç olmasını fırsat bilerek ve onu kandırarak hileli söz ve davranışlarla hataya düşürdüğünü, murisin öldüğünde yaşının 58 olduğunu ve alkolik olmasının dışında görünürde hiç sebep yokken şüpheli bir şekilde öldüğünü, vasiyet edenin hak ve hisse sahibi olduğu taşınmazların nelerden ibaret olduğunu dahi bilmediğini,beyan ederek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu,davalı ve eşinin murisin komşusu olup onun tüm ihtiyaçları ile ilgilendiklerini, davacıların murisi hiç arayıp sormadıklarını, vasiyetin geçerli olup murisin gerçek iradesini yansıttığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve manevi ikrah iddiasına dayalı olarak vasiyetnamenin iptali talebine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; Davacı dava dilekçesi ile murisin alkolik olduğunu,bu nedenle de ruh sağlığının yerinde bulunmadığını bildirmiş, delil listesinde de,… Kurumundan rapor alınmasını ve tanıklarını dinlenmesini istemiştir.
Davacı tarafın, yargılama sırasında dinlettiği tanıkları ise, murisin sürekli olarak alkol aldığını ve bu nedenle de kendini bilmez halde bulunduğunu ifade etmişler, davalı tanıkları da gene murisin alkol kullandığını ancak bu durumun murisin fiil ehliyetine etkili olmadığını bildirmişlerdir.
Bilindiği üzere, Türk Yargı sisteminde hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, hâkim tarafların istekleri (taraflarca hazırlama ilkesi) ile bağlı tutulmuştur(HUMK m.72, 75, HMK. m. 24,25).
Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Ancak, hâkim bilirkişi deliline kendiliğinden (resen) başvurabilir(HUMK. m.275, HMK. m. 266).
Bundan başka hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırları dâhilinde olmak üzere, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında tarafları dinleyebilir ve gerekli delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir(HUMK. m. 75/3, HMK. m 31 – Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Baskı: … 2001, Cilt:2 Sf: 1922).
Somut olayda, davacı taraf, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihde, fiil ehliyetine haiz bulunmadığını belirterek, vasiyetnamenin ehliyetsizliğe dayalı olarak iptalini talep etmektedir.
Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan… Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Şu durumda, ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği hususunda tarafların bilgisine başvurularak varsa doktor raporları, hasta müşahede kâğıtları ve film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi, sonrasında işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için… Kurumundan rapor alınması gerekmektedir.
O halde mahkemece, davacı tarafın tüm delilleri toplanarak, varsa murise ilişkin tüm hastane kayıtları, rapor, film vs celbedilerek, ehliyetsizlik iddiası yönünden, işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının, sarhoşluk ve ayyaşlık durumunun işlem tarihinde fiil ehliyetini etkileyip etkilemediğinin tesbiti için… Kurumundan rapor alınarak, yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.