Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/6962 E. 2016/8399 K. 30.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6962
KARAR NO : 2016/8399
KARAR TARİHİ : 30.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelinin tahsili davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, boşanma davasından tefrik edilen karşı dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan ziynet eşyalarının davalı tarafça bozdurulduğunu belirterek, ziynet eşyalarının aynen iadesine; olmadığı takdirde, karar tarihindeki rayiç bedellerinin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 14.148,67-TL ziynet eşyası alacağının karşılık dava tarihi olan 03/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları ispatlaması gerekir.
Eldeki davada davacı kadın; ziynet eşyalarının davalı tarafça bozdurulduğunu iddia etmiştir.
Bu bağlamda, kadının, dava konusu ziynetlerin varlığını ve evlilik birliği içinde elinden zorla alındığını ispat etmesi gerekir.
Somut olayda; davacı kadın iddiasını ispat etmek için tanık dinletmiştir. Davacı tanığı … beyanında; taraflar evlendiğinde babası Rifat’ın davacı …’ye düğünde 1 tane beşibiryerde, 1 tane büyük zincir, 8 tane bilezik taktığını, yaklaşık 7 yıl evvel davalı … ve babasının birlikte traktör ve taksi almak için tüm altınları bozdurduğunu, bu olayı taraflardan duyduğunu belirtmiştir. Mahkemece; yalnızca zincir, çeyrek lira, yarım lira, küpe ve beşli niteliğindeki ziynet eşya bedeline hükmedilmiştir. Ancak, davacı tanığının beyanına göre 8 adet bileziğin de davalı tarafça bozdurulduğu sabittir.
Bu durumda, mahkemece; davacı kadına ait 8 adet bileziğin de miktar ve değeri belirlendikten sonra, bu altınlar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde belirtilen altınlar yönünden davanın reddine ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.