YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4926
KARAR NO : 2016/8497
KARAR TARİHİ : 30.05.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin anne ve babası arasındaki boşanma davasının boşanma kararı yönünden kesinleştiğini, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz aşamasında olduğunu, boşanma davasındaki ara karar ile müvekkili lehine aylık 750 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, müvekkilinin 18 yaşını tamamlaması nedeni ile nafakasının kesildiğini, üniversite öğrencisi olduğunu, okul masraflarının annesi tarafından karşılandığını, davalı babanın müvekkiline maddi katkısının bulunmadığını, davalının maddi durumunun çok iyi olduğunu, davalının aylık 25.000 TL geliri olduğunu belirterek; aylık 2.500 TL yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; gelirinin dava dilekçesinde belirtilen kadar olmadığını, diğer çocuğu için de aylık 800 TL nafaka ödediğini, davacının annesinin açmış olduğu tazminat davası olduğunu belirterek hakkaniyet ölçüsünde bir miktarın belirlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren aylık 750 TL nafakanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yardım nafakası talebine ilişkindir.
TMK’nın 364/1 maddesi gereğince; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 328/2 maddesine göre; çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle, kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Tüm bu nedenlerle okumakta olan kişi, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir.
Somut olayda; davacının, davalının kızı olduğu, … Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü öğrencisi olduğu, yurtta kaldığı, çalışmadığı annesinin katkısı ile eğitimini devam ettirdiği, annesinin emekli olduğu; davalının ise ..meklisi olduğu, tavuk çiftliği işlettiği, adına kayıtlı taşınmaz bulunduğu, kira geliri bulunduğu, tek yaşadığı, 750 TL kira ödediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında; davacının annesi ile davalı arasındaki boşanma davasında,…. Aile Mahkemesinin 2012/345 Esas ve 2013/527 Karar sayılı 15.07.2013 tarihli ilamı ile tarafların boşanmalarına ve müşterek çocuk Işıl için duruşma sırasında verilen 750 TL tedbir nafakasının karar kesinleştikten sonra 800 TL iştirak nafakası olarak devamına karar verilmiş, hüküm 17.09.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; boşanma doyasında davacı için belirlenen nafaka miktarı, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, davacının üniversitede okuduğu, giderleri ve öğrenim gördüğü üniversite masrafları ile davalının gelir durumu, paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak; TMK’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davacı lehine daha yüksek miktarda nafakaya karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.