Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/3711 E. 2016/7405 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3711
KARAR NO : 2016/7405
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde, davalı ve müşterek çocukları lehine … 1.Aile Mahkemesinin 2014/378-Esas sayılı ilamı ile hükmedilen toplam 500,00 TL nafakanın kaldırılmasına, bu mümkün olmadığı takdirde nafakaların toplam 200,00 TL’ye düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “tüm dosya kapsamı itibariyle davalının ekonomik durumunda nafakayı talebe uygun şekilde artırmayı gerektirir bir artış olmadığı, davalının ikinci bir evlilik yaptığı, ancak ikinci eşinin çalışmadığı da göz önüne alındığında nafakanın arttırılmasına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği” şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
HMK. 297. Maddesi (HUMK. md. 388) gereğince; mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında, açık ve tereddüte yol açmayacak şekilde infazı kabil karar vermesi gerekir.
Aynı kanunun 26.maddesi (HUMK’nun 74. maddesi) hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Somut olayda, davacının talebi, boşandığı eski eşi olan davalı ile müşterek çocukları lehine hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakalarının kaldırılması istemine ilişkin olduğu halde, mahkemece davacının talebinden farklı olarak, dosya kapsamına uygun olmayan şekilde, nafaka artırımına ilişkin gerekçe yazılmak sureti ile, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bunun yanında, davacı taraf, kendisinin nafaka ödeyecek ekonomik gücü bulunmadığını, davalının ise vefat eden babasından dolayı maaş aldığını, ayrıca sigortasız olarak çalıştığını belirtmiş olup, mahkemece davalının bu iddiaları hakkında gerekli araştırma yapılmaksızın inceleme ile hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece, davacının talebinin yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılması (azaltılması) istemine ilişkin olduğu göz önüne alınarak, bu talebe yönelik inceleme yapılarak, davalının herhangi bir işte çalışıp çalışmadığı hususu (sigorta kayıtları da alınarak) ile babasından dolayı aldığı yetim aylığı da araştırılmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.