YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4006
KARAR NO : 2016/6960
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
Davacı … ile davalı… Müdürlüğüne izafeten ..aralarındaki tazminat davasına dair ….Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.05.2014 günlü ve 2012/17 E.- 2014/284 K.sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 31.03.2015 günlü ve 2014/21367 E.- 2015/5304 K. sayılı ilama karşı davalı… vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili olan davacıya, sahte vekaletnameye istinaden her birinin değeri yaklaşık 70.000 TL civarında olan … 2. Bölge tapuda kayıtlı 2 adet daire satışı yapıldığını, müvekkilinin bu olay nedeni ile 140.000 TL zarara uğradığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 140.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Hazine vekili, zamanaşımı def’inde bulunarak usulden ve de esastan davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının davalı … Hazinesi yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile; 153.000 TL maddi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının davalı Süleyman yönünden davasının husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 31.03.2015 gün, 2014/21367 Esas ve 2015/5304 Karar sayılı kararı ile onanmış, davalı Hazine vekili bu defa karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Mahkemece, noter başkatibi aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş ise de; Davacının dava dilekçesinde, işlemin faili olarak davalı noter başkatibini göstererek davalıyı haksız fiil faili olarak bildirdiğine göre, dava konusu zararın meydana gelmesinde, davalı noter baş katibinin kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- 1512 Sayılı Noterlik Kanunu’nun 1.maddesi gereğince; “Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler Hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için belgelendirir.” Aynı yasanın 72/3 maddesi gereğince; “Noter; iş yaptıracak kişilerin kimlik adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür.”
Yine aynı yasanın 162.maddesine göre, ”Noterler bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar”.
Bu maddeye göre noterlerin sorumluluğu ”Kusursuz sorumluluktur”. Kusursuz sorumlulukta zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur, aksine kusursuz sorumlu olan davalının (noterin) olayla zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir.
Sorumluluk Hukukunun önemli ögelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada; mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinini ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında davacı ile adına sahte vekalet düzenlenen kişinin tapuda birlikte işlem yaptıkları ve yakın akraba oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, sahte vekaletnamedeki fotoğrafın, adına vekalet düzenlenen kişiden başka birisine ait olduğunu anlayabileceği gibi, satış konusundaki iradesini de sorup öğrenebileceği, ayrıca adına sahte vekalet düzenlenen kişinin de, yakın akrabası olması nedeni ile, satış tarihinde yurt dışında olabileceğini de davacı bilecek durumda olduğundan, zararın meydana gelmesinde ağır kusurludur. Davacının ağır kusuru nedeni ile meydana gelen zarar bedelinden, müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, bu hususun gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
3-Dosyada mevcut bilirkişi raporunda, sahte vekaletname ile satışı yapılan taşınmazların, dava tarihi itibariyle değerleri hesap edilmiş, mahkemece de bu rapor hükme esas alınmıştır. Ancak, davacı adına olan tapu kayıtlarının iptali talebi ile açılan tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi itibariyle taşınmaz değerleri bilirkişiye tespit ettirilip, bu değerler üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ne var ki; mahkeme kararının sair temyiz itirazlarının reddi ile yukarıdaki gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 31.03.2015 gün , 2014/21367 esas ve 2015/5304 K.sayılı onama kararının kaldırılarak, … 4. Asliye Mahkemesinin 08.05.2014 gün ve 2012/17 Esas- 2014/284 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA ve peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.