YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4790
KARAR NO : 2016/13744
KARAR TARİHİ : 23.03.2016
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : 7201 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1-Katılanın sanık aleyhine yaptığı icra takibine ilişkin ödeme emri tebligatını sanığın almaktan imtina ettiği iddiasıyla açılan davada; sanığın kendisine böyle bir tebligatın gelmediğini savunması karşısında, tebligatı yapan posta dağıtıcısı .., muhatabın haber verilen komşusu … ve tebligat evrakının verildiği … mahalle muhtarının tanık olarak dinlenip sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suça konu tebligat ile icra takibinin kesinleştiği ve sonrasında haciz işleminin uygulandığı cihetle, doğrudan Tebligat Kanunu’na muhalefef suçunun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı gibi, engel sabıkası da bulunmayan sanık hakkında CMK’nun 231. maddesindeki diğer objektif ve sübjektif koşullar tartışma konusu yapılmadan yalnızca zararın ödenmemiş olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Kanun’a aykırı ve katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 23/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.