YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13850
KARAR NO : 2016/5906
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin tüm , davalı Kurum vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının her yıl 02. ve 10. aylar arasında çalışmak üzere 2000 yılından itibaren davalı işyeri nezdinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 09/08/1998 tarihli işe giriş bildirgesinin davacı adına davalı işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davacıya ait hizmet cetvelinde 09.08.1998-31.08.2009 tarihleri arasında davalı şirket tarafından davacı adına Kurum’a 30 günün altında hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacıya ait işyeri şahsi dosyasında 1999-2008 yılları arasına ilişkin olarak düzenlenmiş olan davacının imzasını havi ücret bordrolarının, 31/01/2000, 15/06/2006, 31/10/2008 tarihli yine davacının imzasını havi istifa dilekçelerinin, belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmelerinin yer aldığı, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı, davalı tanıkları ile bordrolu tanıkların dinlendiği olarak dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece imzalı ücret bordroları ile davacının imzasını havi istifa belgelerinin göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği eksik bildirilen hizmet süreleri ile ilgili olarak nizalı döneme ait ücret bordrolarındaki ve istifa belgelerindeki imzaların davacıya ait olup olmadıklarını davacıya sormak, imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği bordrolarda ve istifa belgelerindeki imzalar üzerinde uzman bilirkişiden alınacak rapor sonucunda imzaların davacıya ait olduğunun saptandığı ücret bordrolarındaki ve imzanın kabul edildiği ücret bordrolarındaki çalışmalar yönünden ücret bordrolarına geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemi reddetmek, ücret bordrosu bulunmayan ve bilirkişi raporuna göre imzaların davacının eli ürünü olmadığının belirlendiği ücret bordrolarındaki süreler yönünden ise toplanan diğer tüm delilleri birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine
04.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.