YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8372
KARAR NO : 2016/7138
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı … işyerinde 01.07.2001-04.09.2006 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece hükümde yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan hizmetin geçtiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 3/II-B maddesine göre “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35’inci maddesi hükümleri uygulanmaz” yine 5.6.1986 tarihli 19.6.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’nun 10.maddesinde “çırak olabilmek için 14 yasını doldurmuş olmak 19 yaşından gün almamış olmak gerektiği”, 13. Maddesinde çıraklık sözleşmesinin, çırağın sözleşme süresi içinde reşit olması halinde, çırağın rızası ile devam edeceği, bu Kanunun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile onsekiz yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı, 29.6.2001 tarihli 4702 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki ve uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 14. Maddesindeki düzenleme de ise çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu bildirilmiştir.
29.6.2001 tarih ve 4702 sayılı Yasa’nın 9. maddesi ile 3308 sayılı Yasa’nın 10. maddesine eklenen ek fıkra gereğince “19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanların yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilecekleri”, yine 4702 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile 13. maddesine eklenen ek fıkra gereğince “Bu kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanununun, “İşçi Sağlığı ve Güvenliği” başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümlerin uygulanmayacağı” bildirilmiş ise de bu eklenen fıkraların davacının çıraklık yaptığı dönemden sonra yürürlüğe girmesi nedeniyle bu davada uygulanma imkanının bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, hangi durumda gerçek bir çıraklık ilişkisinden söz edileceği noktasında toplanmaktadır. Çıraklık Kanunu’na göre kurulan çıraklık okullarında okuyanlar çırak sayılır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemede, bir başka ifade ile davacının dava konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verirken çıraklık sözleşmesi hükümlerine göre değil, çalışma ilişkisine bakarak bir sonuca varmalıdır. Gerçekten Çıraklık Sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyor ise bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Zira burada gerçekleşen; işçinin emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunmasıdır ki bu da ancak bir hizmet ilişkisi ile söz konusu olur. Kişi Kuruma çırak olarak bildirilmiş ise, çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği tespit edilirken, daha doğrusu davacının davalı işyerinde çırak olarak çalışmakta iken 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasına çırak olarak mı yoksa diğer kadrolu işçiler gibi üretime yönelik mi çalıştığı sorusuna cevap bulabilmek için “çalışma ilişkisine ve biçimine” bakmak gerekmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 07.10.2000-27.10.2002 tarihleri arasında çırak olarak …Döşeme ünvanlı işyerinde çalıştığı devamında Sine Koltuk ünvanlı işyerinde çıraklık sözleşmesi uyarınca çalışmaya başladığı, 07.10.2000 tarihinde mobilya döşemeciliği dalında kalfalık belgesi almak için MEM’ne kayıt yaptırdığı 2006-2007 eğitim-öğretim yılında12 sınav hakkını doldurduğundan kaydının silindiğinin bildirildiği, davacının 2001 yılında 14 yaşında olduğu sigorta hizmet cetvelinden davacının bu işyerinden bu dönemde bildiriminin bulunmadığı ve 05.09.2006 tarihinden itibaren 26.05.2012 tarihine kadar davalı işyerinden çalışmalarının bildirildiği, işyerinin 10.09.2003 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; öncelikle davalı işyerinin Kapsama alınmadan önceki dönem yönünden işyerinin faal olup olmadığını vergi, oda kaydı, zabıta araştırması marifetiyle araştırmak, davacının 2006 tarihine kadar öğrenci olduğu bildirildiğinden, davacının eğitiminin devam etttiği sürede devam devamsızlık kaydını araştırmak, davalı işverenle davacı arasında çıraklık sözleşmesinin olup olmadığını araştırarak, davacının 01.07.2001 tarihinde başlayan çalışmasında üstün tutulan yönün sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olup olmadığını yada davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığının ve meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulup tutulmadığını bordro tanıklarına ve re’sen seçilecek komşu işyeri çalışanlarına sormak, ( komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak,) çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacı işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceğinden davacının çalışmalarının tüm sigorta kollarına tabi olduğunu kabul etmek, davalıya ait işyerinde fiili çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olup olmadığını belirledikten sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.