Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/13488 E. 2016/6194 K. 07.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13488
KARAR NO : 2016/6194
KARAR TARİHİ : 07.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ek prim ve idari para cezasının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava nitelikçe, davacı şirket hakkında tahakkuk ettirilen ek prim tahakkukunun iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen 1817 TL ödemenin faizi ile tahsili istemine ilişkindir
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ve diğer hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Kurum kendisine bildirilen ve bildirilmeyen işçilik yönünde inceleme yapma yetkisine sahiptir. 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’dan önce durum bu merkezde olduğu gibi 506 sayılı Yasa’da değişiklik yapan 4958 sayılı Yasa’nın 37. ve 49. maddeleri gereğince de Kurumun ölçümleme hakkının bulunduğu açıktır. Y.H.G.K.’nun 21.11.2001 günlü 2001/965 Esas, 2002/1038 Karar sayılı Kararı da aynı yöndedir. Kurum işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tutarlarını kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek, gerekirse emsalleriyle kıyaslamak, mahallinde işi bizzat denetlemek, işle ilgili tüm verileri dikkate alarak eksik işçilik bildirimini saptamak yetkisine sahiptir.
506 Sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 Sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra 24.6.2004 tarih, 5198 sayılı Yasayla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Yasanın yürürlüğü sonrası döneme ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinden yürürlüğe giren 3917 Sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu tarihler arasındaki döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 Sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, …Taşımacılık ve Lojistik Tic. A.Ş. ye ait 1005836 SS işyeri çalışanlarından şoför olarak çalışan Alkan Yılmaz’ın asgari ücret fazlasının elden verildiğine dair denetim raporu sonucu 2013/4-11. aylarda kazançların eksik bildirildiği gerekçesi ile resen 1.817,04 TL pirim borcu tahakkuk ettirildiği ve davacının bu borca karşı İdare Mahkemesinde dava açıldığı görevsizlikleden red kararı sonrasında iş mahkemesinde davanın süresinde açıldığı, anlaşılmaktadır.
Bu durumda, adına ek prim tahakkuku yapılan işçinin de davada taraf olmasında hukuki yararları olduğu anlaşıldığından, davanın sadece Sosyal Güvenlik Kurumu hakkında yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir.
Hal böyle olunca, dava sonucunda verilecek karar, adına eksik prim yatırıldığı iddia edilen kişinin de hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince söz konusu kişinin davaya dahil edilmesi (davanın teşmil edilmesi) için süre verilmesi, anılan kişinin gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, belirtilen eksiklikler giderilmeden ve pasif ehliyet yönü halledilmeden yargılamanın sürdürülmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yapılacak iş; öncelikle söz konusu işçinin davaya dahil edilerek, davacıya ait işyerinden verilen 31.10.2001 tarihli işe giriş bildirgesindeki işçiyi ve aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak, asgari ücretten fazla olan ödemeler varsa harcırah olup olmadığını tanıklara açıklattırmak, ilgili kurumlardan emsal ücret araştırması yapmak, ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermektir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
07.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.