YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21682
KARAR NO : 2016/7586
KARAR TARİHİ : 28.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma kararına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacının 04.11.1999 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemenin 10.01.2013 tarihli taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 09.09.2013 tarih 2013/9435 Esas 2013/15523 Karar sayılı ilamıyla davacıda meydana gelen sürekli işgöremezlik derecesinin tespitine dair kararlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği ve 6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasına ilişkin 107. maddesinin uygulanamayacı belirtilerek mahkemenin davayı bu şekilde niteleyip davacı vekilinin 30.04.2012 havale tarihli dilekçesiyle talep ettiği tutarda maddi tazminata hükmetmesinin ususl ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle taraflar bozulmuştur. O halde söz konusu karar sürekli işgöremezlik oranı yönünden taraflar lehine bozulduğundan ve manevi tazminat tutarının da belirlenecek yeni orana göre takdir edilmesi gerekeceğinden bozulan kararda hükmedilen manevi tazminat tutarının davalı vekili yararına usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı açık seçiktir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak 6.195,00 TL maddi tazminatın, 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacının davaya konu iş kazası sonucu % 7,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda, davalı işverenin % 60, davacının ise % 40 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler ve gözetildiğindedavacı yararına hükmedilen 7.000,00 TL manevi tazminat fazladır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 28/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.