Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/13259 E. 2016/7156 K. 04.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13259
KARAR NO : 2016/7156
KARAR TARİHİ : 04.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ihale neticesinde dava konusu taşınmazı satın almak sureti ile malik olduğunu, Müdürlüğünün tescil işleminin yapılabilmesi için tapu kaydında bulunan dava konusu … nedeniyle, davalı idareden vakıf ilişiğinin kesilmesi gerektiğini ve ancak ondan sonra resmi işlemin yapılabileceğinin kendilerine iletildiğini, bunun üzerine müvekkillerinin tapuya kendi adlarına tescil ettirebilmek için rızası dışında taviz bedelini davalı idareye ödemek zorunda kaldıklarını, taviz bedeline tabi olmayan ve gayrısahih vakıflardan olduğu kabul edilen … Vakfiyesine ait olduğunu belirterek 38.000,00 TL taviz bedelinin ödeme tarihi olan 18/02/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususların haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu; istirdadı talep edilen taviz bedelinin, 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı … Kanunu’nun 18. maddesine uygun olarak tahsil edildiğini; tapu kaydına göre, dava konusu taşınmazın, mukataalı olarak vakfedildiğini, mukataalı olarak vakfedilen taşınmazların gayr-i sahih vakıf olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taşınmazın vakıf türünün gayri sahih olduğu, gayri sahih vakıf taşınmazların taviz bedeline tabi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 38.000,00 TL taviz bedelinin ödeme tarihi olan 18/02/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.(BK.m.101/1, TBK.m.117/1)
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Somut olayda; dava tarihinden önce taviz bedelinin iadesi için davalının temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla; ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğinden; mahkemece ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değilse de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden, hükmün 2. maddesindeki “ödeme tarihi olan 18/02/2014” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “dava” kelimesi yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04/05/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.