YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10515
KARAR NO : 2016/6994
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının, ödenmeyen su faturası borcunun tahsili için başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline ve takip konusu alacağın icra inkar tazminatı ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; dava ve takip konusu faturaların düzenlediği iş yeri adresini, ortaklarının tehdidi sebebi ile terk etmek zorunda kaldığını, bu durumu … de dahil olmak üzere ilgili kurumlara bildirdiğini ve mevcut borçtan dolayı kendisinin sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, … … 20 İcra Müd. (… 2012/5900 esas no ile davalıya karşı davacının yaptığı takibin aynen devamına, takibe yapılan itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan 895,80TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı kurum tarafından …açıklaması ile takibe konulan fatura borcundan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı kurum görevlileri tarafından yapılan kontroller sırasında, 03.04.2010 tarihli tutanakta, davalının ilgilisi olduğu iş yerinde … iptal edilen sözleşmeye ait sayaçtan sözleşmesiz olarak kaçak su kullandığının belirtildiği, bu tespit üzerine davacı kurumun … Tarifeler Yönetmeliği’nin 45. maddesi gereğince davalı hakkında re’sen….lu abonelik sözleşmesi düzenlediği ve bu sözleşmeye istinaden de 7.587,43 TL borç tahakkuk ettirildiği, davacı kurum tarafından dosyaya sunulan 14.06.2014 tarihli yazı içeriğine göre, söz konusu borcun sayacın kırık olması ve çalışmaması sebebiyle borç tahakkuku yapılamayan döneme ilişkin su borcu ve gecikme faizini kapsadığının açıklandığı, borç dökümü belgelerinin dosyaya sunulduğu, davalı tarafından davacı kuruma sunulan bila tarihli dilekçe ile belirtilen adresteki iş yerini 13/11/2009 tarihinde işletmek üzere devraldığını ancak ortakları ile yaşadığı sorunlardan dolayı 28/02/2010 tarihi itibariyle işletme ile tüm ilişiğini kestiğini belirttiği, işe bırakma bildirimini ise 07/04/2010 tarihinde resmi olarak vergi dairesi müdürlüğüne bildirdiği anlaşılmaktadır.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Yargılama sırasında “… Abone İşleri ….bilirkişi tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarihli raporda; davacı kurumun dava konusu alacağını ….. abonelik sözleşmesine dayalı olarak düzenlediği fatura bedeli karşılığı olarak talep ettiği, bu sözleşmenin davalı hakkında düzenlenen kaçak su tutanağına istinaden davacı kurum tarafından … Tarifler Yönetmeliğ’nin 45.maddesi gereğince resen düzenlendiği, bu adreste daha önce başka bir şahsa ait abonelik ve sayaç bulunduğunu, bu aboneliğin iptal edilmeden önce son olarak 1218 m3 olarak okunduğu, davalı hakkında düzenlene kaçak tutanağında ise sayacın 1971 m3 okunduğu, asıl alacak olarak takibe konulan borcun, 1283 m3 işaretten sonraya ait tüketimleri kapsayan 4 adet faturadan ibaret olduğunu, yapılan hesaplamaya göre, davalının 4.320,75 TL asıl alacak, 134,67 TL sayaç bedeli, 23,60 TL açma kapama bedeli ve 1.183,91 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 5.662,93 TL’den sorumlu tutulması gerektiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu borcun davacı kurum belgelerine dayalı olarak 2010/8., 2011/01., 2011/02. ve 2011/99. (?) dönemlerini (ilk ve son okuma tarihleri ile birlikte) kapsadığı açıklandıktan sonra aynı rapor içeriğinde bu kez başka bir paragrafta dava konusu borcun daha önceki abonenin sayacında okunan en son değer ile davalı hakkında tutulan kaçak tutanağında belirlenen en son sayaç değeri arasındaki kullanımı kapsadığı belirtilmiş olup, bu haliyle bilirkişi raporunun, dava konusu borcun hangi döneme ilişkin olarak tahakkuk ettirildiği ve bu borcun kaçak tutanağı öncesi yapılan kullanımdan mı yoksa kaçak tutanağı sonrası düzenlenen abonelik sözleşmesinden sonra yapılan kullanımından mı kaynaklandığı konusunda yeterli açıklıkta olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece; davacı kurumdan emekli daire başkanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, uyuşmazlığın çözümü açısından az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, hükme esas alınacak nitelikte değildir
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, taraflar arasında resen düzenlenen … no.lu abonelik sözleşmesinin davacı kurumdan temin edilerek, dosyanın uzman mühendis bir bilirkişiye verilmesi, bilirkişiden tarafların tüm delilleri değerlendirilmek sureti ile, dava konusu borcun kapsadığı dönemlerin ve davacı kurumun davalı taraftan isteyebileceği alacak miktarının tüm ferileri ile birlikte, davaya konu tahakkuk dönemleri esas alınarak, tahakkuk dönemlerinde yürürlükte olan tarife ve sözleşme hükümlerine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.