Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/7285 E. 2016/8504 K. 12.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7285
KARAR NO : 2016/8504
KARAR TARİHİ : 12.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01.10.1998 tarihinden itibaren … sigortalısı olduğunun tespitiyle 6111 sayılı Yasa yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının ilk tevkifatı takip eden 01.10.1998 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasaya tabi … sigortalısı olduğunun tespiti ile 6111 Sayılı Yasanın prim borçlarının yapılandırılması hükümlerinden faydalanması istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma ilamına uyulmak suretiyle, Mahkemece; … TC Nolu … ve … kızı 20/07/1955 d’lu davacı …’ın 01/10/1998- 31/12/1998 tarihleri arasında tarım bağkurlu olduğunun TESPİTİNE, fazla talebin REDDİNE, 6111 sayılı yasadan faydalanma talebin REDDİNE, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki kararı taraflar tarafından temyiz edilmiş ve dava dilekçesindeki istem ve mevcut delil durumuna göre yapılan inceleme ile Dairemizce, “ ………’ın açık kimlik bilgilerinin gönderilmesinin istenerek, tüm deliller bir arada söz konusu tevkifatların davacıya aidiyeti olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtlandıktan sonra, davacının dosya kapsamında aidiyet iddiası olan bulunan prim kesintileri haricinde prim kesintisi veya ürün teslimi bulunup bulunmadığı araştırılarak bunlara ilişkin belgeleri getirtmek, bulunması halinde ise, yukarıda anlatılan ilkeler ışığında davacının … sigortalısı olduğu süreleri tespit ederek sonucuna göre karar vermektir.” denilerek bozulmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 25.09.2013 davacının “… ve … oğlu 10.01.1964 … doğumlu … olduğu”02.09.1994, 02.10.1994, 30.12.1994, tarihli tevkifatların olduğu, Kurum tarafından söz konusu tevkifatların kimlik bilgileri olmadığından davacı adına mal edilmediği, 30.12.1994 tarihli makbuzda “…-…-…” yazıldığı,02.09.1994 tarihli makbuzda “…-…-…” yazıldığı, 30.12.1994 tarihli makbuzda “…-…-…” yazıldığı 03.02.2000 tarihinden itibaren … Odası kaydının devam ettiği, anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Mahkemece 08.08.1998 tarihindeki tevkifatın davacıya ait olmadığına ve 6111 Sayılı Yasadan faydalanmaya ilişkin taleplerin reddi doğru olsa da, 24.08.1998 tarihli tevkifat yönünden, söz konusu tevkifatın aidiyeti aynı yer nüfusuna kayıtlı davacıdan başka 1963 ve 1958 doğumlu … adlı kişilerin hak alanını ilgilendirdiğinden, bu kişilerin davaya dahil edilmeden, aidiyet konusunu açıklığa kavuşturacak şekilde gerekli araştırmalar yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; nüfus müdürlüğünden açık kimlik bilgileri gönderilen davacı dışındaki … adlı kişilerin kimlik bilgilerini Kuruma göndererek … kaydının olup olmadığını sormak varsa şahsi sicil dosyalarını istemek, söz konusu tevfikatın davacıdan başka bir … bakımından sigortalılık kazandırıp kazandırmadığını da davalı Kurumdan sormak, müstahsil makbuzunu düzenleyen şirket yetkililerinin ifadelerine başvurmak, … adlı dava dışı kişilerin usulüne uygun olarak davaya dahil edilmeleri için davacıya süre vermek, savunmalarını almak ve delillerini ibraz etmelerini sağlamak, söz konusu müstahsil listesindeki tevkifatın davacıya ait olup olmadığı hiç bir kuşku ve duraksamaya mahal vermeyecek şekilde ortaya koyulduktan sonra önceki bozma ilamında yapılan açıklamalar ışığı altında sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de davacıya ait olduğuna karar verilen tevkifatın 24.08.1998 tarihi olduğu ve bu tarihi izleyen aybaşından itibaren tespite karar verilmesi gerektiği halde 01.10.1998 tarihinden itibaren tespite karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar yönünden BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine
12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.