YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5376
KARAR NO : 2016/1062
KARAR TARİHİ : 10.02.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1)Sanık hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca isteme uygun olarak DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-)Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle, suça konu çekin keşidecisi olarak görünen kişinin sanığın kayınbiraderi olması ve müşteki olarak alınan beyanında da sanıkla birlikte ticaret yaptıklarını ve çekleri sanığın kullandığını beyan etmesi karşısında sanığın suça konu çeki düzenleyip Murat adına imza attıktan sonra katılana vermek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda, sanık savunması, müşteki beyanı ile tüm dosya kapsamından suça konu senetlerin düzenlenmesi konusunda müştekinin önceden verilmiş rızasının bulunduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu ve sanığın zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket etmediğinden suç kastının bulunmadığı anlaşılmakla; yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki istem gibi BOZULMASINA, 10.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.