Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/25207 E. 2016/19733 K. 15.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25207
KARAR NO : 2016/19733
KARAR TARİHİ : 15.06.2016

Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’nin, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair … İcra Ceza Mahkemesinin 26/04/2013 tarihli ve 2013/193 Esas, 2013/306 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/01/2015 gün ve 3371 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2015 gün ve KYB. 2015-22957 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
2004 sayılı İcra İflâs Kanunu’nun 340/1. maddesi uyarınca borçlunun kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği, bunun içinde borçlu sanığın ödeme gücünün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekeceği, bu tespitinde yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarının neler olduğu ve geçim kaynaklarının borcun ödenmesinde yeterli olup olmadığı hususlarında yapılması gerektiği gibi, borcun ödenmesinden kasten veya hile ile kaçınılıp kaçınılmadığı hususunun da belirlenmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararının kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Borçluya isnat edilen eylem 2004 sayılı İİK’nın 340. maddesinde, “111’inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Maddede “makbul bir sebep olmaksızın” ödeme şartını ihlal eden borçlunun cezalandırılacağı öngörülmekte olup, postaya gününden önce verilen taksidin icra dosyasına gecikerek girmesi, hastalık, yangın, su baskını ve deprem gibi olağanüstü olaylar makbul sebep olarak kabul edilmelidir. Tazyik hapsinde amaç yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğuna göre, borçlunun, ekonomik durumunun borcu ödemeye yetmemesine rağmen taahhütte bulunması ve bu borcu ödeyememesi makbul sebep olarak kabulü yasanın düzenleniş amacına aykırı düşecektir. Borçlu, ödeyebileceği bir borç için taahhütte bulunmalıdır. Kaldı ki, borçlu tarafından borcun makbul sebep nedeniyle yerine getirilemediği de ileri sürülmediğine göre, mahkemeden re’sen bu konunun araştırılması beklenmemelidir. Bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, ancak, dosya kapsamına göre, 28.11.2012 tarihinde düzenlenen ödeme taahhütnamesinde, takip sonrası faiz 1.818.49 TL olarak gösterilmiş olmasına karşın, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunması nedeniyle taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, bu konuda kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği husununda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.