YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15106
KARAR NO : 2016/8606
KARAR TARİHİ : 23.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, iş kazası sonucu sigortalının sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı yararına 15.549,45 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; … tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %3,1 olduğu, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işveren sirketin %80, davacı kazazede işçinin % 20 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, 19.08.2013 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının tazminat alacağı 12.905,50 TL olarak tespit edildiği, davacı tarafça bu değer üzerinden tazminat isteminin ıslah edildiği, 07.03.2015 tarihli bilirkişi hesap ek raporunda ise tazminat alacağının 15.549,45 TL olarak tespit edildiği, davacı tarafça açılan ek dava ile maddi tazminat isteminin toplamda 15.549,45 TL olarak talep edildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda; davacı vekilinin 05.09.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile hesap bilirkişinin 19.08.2013 tarihli raporuna bir diyeceklerinin olmadığını beyan ederek, davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuktan sonra talep edilen miktarla bağlı olarak karar verilmesi gerekirken, açılan ek davaya itibar edilmek suretiyle usuli kazanılmış hakka aykırı olarak, fazlaya karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
23.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.