YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16005
KARAR NO : 2016/10190
KARAR TARİHİ : 20.06.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının iş kazalarına dayanan maluliyetleri nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda 04.04.2004 tarihli iş kazası nedeniyle 23.484,75 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilinin 30.01.2013 tarihli dava dilekçesi ile, 10.000 TL Maddi tazminat talebinde bulunduğu, davacının 04.04.2004 tarihli iş kazası nedeniyle %27,2 oranında malul olduğu, iş kazası nedeniyle davacı işçinin %15, davalı işveren şirketin %85 kusurunun bulunduğu, davacı vekilince sunulan 20.05.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat isteminin 35.000 TL’ye artırıldığı, talep artırım dilekçesinden sonra davalı vekilinin 06.06.2014 tarihli celsede ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık bu tür davalarda T.B.K’ nın 146.maddesi (B.K.’nun 125.md) gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.
Somut olayda dava, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmekle beraber tazminatın 30.01.2013 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde öngörülen kısmi dava olarak talep edildiği ortadadır. Bu duruma göre zamanaşımı süresi dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihi itibariyle kesilerek, bakiye alacak miktarı yönünden işleyeme devam edecektir.
Hal böyle olunca, davacı vekilince sunulan 20.05.2014 tarihli ıslah dilekçesi niteliğindeki talep artırım dilekçesine karşı davalı vekilince süresi içinde sunulan zamanaşımı def’i nin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığının kabul edilerek, 20.05.2014 tarihli talep artırım dilekçesine değer verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.