Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/25108 E. 2016/15118 K. 13.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25108
KARAR NO : 2016/15118
KARAR TARİHİ : 13.04.2016

Şirketin iflasını istememek suçundan sanıklar … ve …’ün, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesi gereğince 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair…. İcra Ceza Mahkemesinin 21/05/2013 tarihli ve 2011/358 esas 2013/198 karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/12/2014 gün ve 74317 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2014 gün ve…. sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” biçimdeki düzenleme karşısında, daha önceden hapis cezasına mahkûm edilmemiş olduğu anlaşılan sanıklar hakkında hükmolunan 10’ar gün hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, … İcra Ceza Mahkemesinin 21/05/2013 tarihli ve 2011/358 esas 2013/198 karar sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre yeniden uygulama yapılarak, sanık hakkında 2004 sayılı İİK’nın 345/a maddesi uyarınca hükmolunan 10 gün hapis cezasının, TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den 200,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, karardaki diğer yönlerin aynen saklı tutulmasına, infazın hapisten çevrilen 200,00 TL üzerinden yapılmasına, 13/04/2016 tarihinde üye …’ün değişik gerekçesiyle ve oybirliğiyle karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık kanun yararına bozma yolunda, mahkum olunan hapis cezasının TCK’nın 50/3. maddesi gereğince seçenek yaptırımlardan birisine karar verilmesinin doğrudan denetim muhakemesi mercii olarak Yargıtay tarafından yerine getirilip getirilmeyeceğine ilişkindir.
I- Bilindiği üzere TCK’nın 50/3. maddesi belirli yaş grupları için aynı maddenin birinci fıkrasına göre seçenek yaptırımlar getirmiştir. Belirtilen fıkrada altı ayrı seçenek yaptırım öngörülmüştür. Seçenek yaptırım belirlenmesi, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir konudur. Cezanın kişiselleştirilmesini ise, ceza muhakemesinde sanıkla doğrudan yüz yüze gelen, onun kişiliğini değerlendirebilme imkanına sahip olan ilk derece mahkemesi yapabilecektir. Denetim mahkemesi mercii olarak Yargıtay ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygunluk yönünden denetleme yetkisine sahip ise de, cezanın kişiselleştirilmesine karar vermek hususunda bir yetkiye sahip değildir. Aksinin kabulü ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan “vicahilik (yüzyüzelik)” ilkesinin inkarı anlamına gelebilecektir. Gerçekten sanıkla birebir şekilde yüzyüze gelmemiş bir adli merciinin sanığın kişiliği hakkında bir vicdani kanaate ulaşması mümkün değildir. Bu itibarla, cezanın kişiselleştirilmesi gibi, doğrudan sanığın kişiliğine dair olguları değerlendirerek vicdani kanaat ile karar vermeyi gerektirecek bir konuda denetim mercii olarak Yargıtay’ın karar verme yetkisi bulunmamaktadır.
II- Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-d maddesinde kanun yararına bozma yolunda Yargıtay ceza dairesince doğrudan hüküm verilebilecek haller sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlardan ilki “hükümlünün cezasının kaldırılmasının gerekmesi” ikincisi ise “daha hafif bir cezanın verilmesinin gerekmesi” halidir. Kanun koyucu Yargıtay Ceza Dairelerine hükümlü hakkında hükmolunan cezayı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birisine çevirmek bulunmamaktadır. Bu itibarla olağanüstü kanun yolunda tanınmayan bu yetkinin yargısal içtihatlarla kabul edilmesi hukuka aykırıdır.
Bu itibarla somut uyuşmazlıkta sanık hakkında TCK’nın 50/3. maddesi gereğince sadece “hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi gerektiği” müteakip işlemlerin ise cezanın kişiselleştirmesini yapan mahkemece yapılmasına karar verilmesi gerekli iken; adeta ilk derece mahkemesinin yerine geçerek cezanın kişiselleştirmesine dair bir kararın doğrudan Yargıtay tarafından verilmesi hukuka aykırıdır.
Sayın çoğunluğun görüşüne sözü edilen değişik gerekçeyle katılamıyorum.