YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/8755
KARAR NO : 2016/7055
KARAR TARİHİ : 01.06.2016
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nın 155/1, 62/1, 52/2-4, 50/1/a. maddesi uyarınca, 3.000 TL ve 500 TL adli para cezası ve taksitlendirmeye ilişkin.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müştekinin, motorunu satın almak üzere gelen ve aralarında daha önceki ticari ilişkilere dayanan tanışıklık bulunması nedeniyle sanığa güvenerek deneme sürüşü yapması için motorunu verdiği, sanığın da motoru geri iade etmediği gibi bedelini de ödemeyerek motorla beraber ortadan kaybolduğu, böylelikle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda ;
1- Sanığın, soruşturma aşamasındaki beyanında müşteki ile arasında ticari ilişki olduğunu, motoksikleti de müştekinin kendisine olan borcuna karşılık aldığını, buna dair faturaları sunacağını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında da aynı savunmayı yaptığı ancak ilgili faturaları hükümden sonra temyiz dilekçesi ekinde sunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle kovuşturma aşamasında adresi tespit edilemediğinden dinlenemeyen müştekinin adresinin tespit edilip hükümden sonra ibraz edilen faturalara karşı beyanlarının alınması, sanığın savunmasında iddia ettiği hususlar ile fatura asıllarının araştırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Kabule göre de;
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/06/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.